Bu laf size bir yerden tanıdık geldi mi? Gelmiştir elbette, gelmemesi mümkün değil zira. Alex'in Fenerbahçe'ye transferi gerçekleşmeden önce böyle bir yazısı vardı Fatih Altaylı'nın.Tıpkı Alex transferinde olduğu gibi, Sow gelmeden önce buna benzer laflar eden birçok insan vardı ortalıkta. Ama artık Sow resmen Fenerbahçe forması giyecek, dört yıl boyunca.
Böyle bir transferin gerçekleşmesi ta en başından beri bekleniyordu. Bienvenu ve Semih'in oynadıkları futbol, "bir yere kadar" dedirtmişti artık. Bundan yaklaşık bir hafta önce Sow ile ilgili bir yazı yazmıştım. Orada "gelmesin, ben bu transfere karşıyım" gbi laflar etmiştim lakin bu tamamen Sow'un Afrika Uluslar Kupası'nda forma giyecek olmasından dolayıydı. Sağ olsun Senegal sürpriz bir şekilde turnuvaya veda etti de, Fenerbahçe'nin Sow'a çabucak kavuşmasını sağladılar.
Sow eğer takıma çabuk uyum sağlayabilirse kesinlikle ikinci bir Niang olabilir, olmaması için hiçbir neden yok ortada. Ha gönül isterdi ki Sow ile Niang'ı yan yana izleyelim ama malum olaylar buna izin vermedi, neyse kısmet değilmiş diyip işimize bakalım biz.
Sow'a ödenen bonservis bedeline laf edenleri de anlamıyorum. Sezon başında Emenike transfer edildiğinde yine buna yakın bir meblağ ödenmişti Emenike'ye. Karabükspor çıkışlı bir oyuncuya bu kadar para veriliyorsa, Lille'de forma giymiş, Şampiyonlar Ligi görmüş bir oyuncuya bu kadar para verilmesi, gayet normal bence. Ayrıca bu transferin gerçekleşmesi bazı şeylerin sinyallerini verdi bizlere, bu da gözlerden kaçmasın yani.
Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Ocak 2012
23 Ocak 2012
Fenerbahçe'nin Devre Arası Transferleri : Hâyâl Kırıklıkları
Geçen sene bu zamanları Fenerbahçe'nin "En iyi Devre Arası Transferlerini" yazmışım ve bu sene de hayal kırıklığı yaratan transferlere değinmek istedim. Aziz Yıldırım Fenerbahçe'de başkanlık yaptığı süre içerisinde birçok kez "Devre arası transfer yapmaya sıcak bakmıyoruz" şeklinde açıklamaları olmuştu. Bunda bir yerde haklı aslında. Çünkü bu zamanlarda transfer edecek oyuncu sayısı kısıtlı ve bu da ister istemez elini kolunu bağlıyor insanın. Transfer yapılacaksa da, genelde transfer yapmak için oyuncu almış olursunuz ki bunlar da genellikle sonu hayal kırıklıkları ile sonlanır.
1-Kerim Zengin
Fenerbahçe'ye transferi ilk olarak Paf takımda gerçekleşmişti. Fenerbahçe altyapısına katıldıktan sonra tekrardan geldiği kulüp olan Mersin İdman Yurdu'na kiralandı ve bu kiralık geçirdiği dönemin ardından Fenerbahçe'de forma şansı bulmaya başlamışttı. Yaşı genç olunca, beklentiler de bir hayli yüksek oluyordu doğal olarak, ancak bir türlü isteneni veremeyenlerden sadece bir tanesiydi Kerim Zengin. Esasında Zico'nun geldiği ilk sene, sezon başında forma şansı bulmuştu birkaç maçta ama olmadı, Fenerbahçe ile kimyası uyuşmadı ve bir süre sonra takımdan gönderildi.
2-Claudio Maldonado
Alex'in geçen gün bir açıklamasını okumuştum. "Maldonado, birlikte oynadığım en kaliteli futbolculardan birisiydi" tarzında bir açıklaması vardı, o açıklamayı görünce kısa süreli bir şok yaşadım. Zira Zico döneminde yapılan en kötü transferlerden birisiydi. Adama bir süre sonra 'bidon' gözüyle bakılmaya başlanmıştı. Gerçi ilk zamanları oyun stilini beğenmiyor değildim, oyunu basit oynayan bir görüntüsü vardı ancak onun da Fenerbahçe kariyeri çok kısa sürdü. Ayrıca Alex'in bir bildiği vardır diyelim yine de. :)
3-Abdülkadir Kayalı
Abdülkadir Kayalı'ya 'kötü' transfer demek ne kadar doğru olur bilemiyorum ama sonuç olarak o da bekleneni veremeyen isimlerden birisiydi. Abdülkadir'in ilginç yanı, A takım ile sadece bir maça çıkmamasıydı. Sessiz sedasız geldi, aynı şekilde takımdan ayrıldı bir sene sonra. Ha, şans tanınsaydı kötü mü olurdu? Elbette hayır, üstelik daha yaşı da gençti yani.
4-Gökhan Emreciksin
Gökhan Emreciksin de Aragones zamanında takıma transfer edilen isimlerden bir tanesi Yine Maldonado gibi, o da bekleneni verememişti tabii. Yanlış hatırlamıyorsam 2009 yılında Ankaragücü ile deplasmanda bir maçı vardı Fenerbahçe'nin. Gökhan Emreciksin'in adını ilk o zaman duymuştum ben. O maçta fena da top oynamamıştı aslında. Hatta "keşke şu çocuğu Fenerbahçe alsa ne güzel olur" filan demişliğim de vardır. Transferi gerçekleştikten sonra insanların ondan beklentisi çok büyüktü. Ama o da Aragones'in uğursuzluğundan mıdır nedir, istenen düzeye ulaşamadı bir türlü.
5-Gökhan Ünal
Daum'un ikinci Fenerbaçe macerası sırasında devre arası takıma Trabzonspor'dan transfer edimişti. Açık konuşmak gerekirse, ben dahil hiçbir Fenerbahçeli bu transfere sıcak bakmamıştı o dönem, bundan kesinlikle eminim. Gökhan Ünal'ı ben Fenerbahçe formasıyla bir tek son haftada oynanan Trabzonspor maçındaki oyunuyla hatırlıyorum. Hoş, kaçırdığı o kadar golden sonra hatırlamamak pek mümkün değil ya, neyse.
1-Kerim Zengin
Fenerbahçe'ye transferi ilk olarak Paf takımda gerçekleşmişti. Fenerbahçe altyapısına katıldıktan sonra tekrardan geldiği kulüp olan Mersin İdman Yurdu'na kiralandı ve bu kiralık geçirdiği dönemin ardından Fenerbahçe'de forma şansı bulmaya başlamışttı. Yaşı genç olunca, beklentiler de bir hayli yüksek oluyordu doğal olarak, ancak bir türlü isteneni veremeyenlerden sadece bir tanesiydi Kerim Zengin. Esasında Zico'nun geldiği ilk sene, sezon başında forma şansı bulmuştu birkaç maçta ama olmadı, Fenerbahçe ile kimyası uyuşmadı ve bir süre sonra takımdan gönderildi.
2-Claudio Maldonado
Alex'in geçen gün bir açıklamasını okumuştum. "Maldonado, birlikte oynadığım en kaliteli futbolculardan birisiydi" tarzında bir açıklaması vardı, o açıklamayı görünce kısa süreli bir şok yaşadım. Zira Zico döneminde yapılan en kötü transferlerden birisiydi. Adama bir süre sonra 'bidon' gözüyle bakılmaya başlanmıştı. Gerçi ilk zamanları oyun stilini beğenmiyor değildim, oyunu basit oynayan bir görüntüsü vardı ancak onun da Fenerbahçe kariyeri çok kısa sürdü. Ayrıca Alex'in bir bildiği vardır diyelim yine de. :)
3-Abdülkadir Kayalı
Abdülkadir Kayalı'ya 'kötü' transfer demek ne kadar doğru olur bilemiyorum ama sonuç olarak o da bekleneni veremeyen isimlerden birisiydi. Abdülkadir'in ilginç yanı, A takım ile sadece bir maça çıkmamasıydı. Sessiz sedasız geldi, aynı şekilde takımdan ayrıldı bir sene sonra. Ha, şans tanınsaydı kötü mü olurdu? Elbette hayır, üstelik daha yaşı da gençti yani.
4-Gökhan Emreciksin
Gökhan Emreciksin de Aragones zamanında takıma transfer edilen isimlerden bir tanesi Yine Maldonado gibi, o da bekleneni verememişti tabii. Yanlış hatırlamıyorsam 2009 yılında Ankaragücü ile deplasmanda bir maçı vardı Fenerbahçe'nin. Gökhan Emreciksin'in adını ilk o zaman duymuştum ben. O maçta fena da top oynamamıştı aslında. Hatta "keşke şu çocuğu Fenerbahçe alsa ne güzel olur" filan demişliğim de vardır. Transferi gerçekleştikten sonra insanların ondan beklentisi çok büyüktü. Ama o da Aragones'in uğursuzluğundan mıdır nedir, istenen düzeye ulaşamadı bir türlü.
5-Gökhan Ünal
Daum'un ikinci Fenerbaçe macerası sırasında devre arası takıma Trabzonspor'dan transfer edimişti. Açık konuşmak gerekirse, ben dahil hiçbir Fenerbahçeli bu transfere sıcak bakmamıştı o dönem, bundan kesinlikle eminim. Gökhan Ünal'ı ben Fenerbahçe formasıyla bir tek son haftada oynanan Trabzonspor maçındaki oyunuyla hatırlıyorum. Hoş, kaçırdığı o kadar golden sonra hatırlamamak pek mümkün değil ya, neyse.
19 Ocak 2012
Sow Bitmiş!
Okul ve sınavlardan dolayı blogla ilişkimi kesmiştim bir süre. En son post'u 24 Ekim tarihinde atmışım hatta. Aradan geçen bu üç aylık aranın ardından artık 'bir yerden başlamak lazım' diyerek tekrardan sıvadım kolları ve yenidenyazmaya başladım efendim. Neyse, işin o kısmını bırakalım da, asıl meselemize dönelim biz. Fenerbahçe'nin forvet transferine ihtiyacı olduğu aylardır kabak gibi ortadaydı, herkes biliyor zaten bunu. E bu ligin Semih-Bienvenu ikilisiysle bitmeyeceği anlaşılınca takıma takviye yapmak farz olmuştu bir yerde.
Ancak gelgelelim şu transfer meselesi de can sıkmaya başladı son birkaç gündür . Şu an transferi gerçekleşmesi en muhtemel isim tabii ki de Moussa Sow."Ha geldi, ha geliyor, imzalaması an meselesi" gibi bir sürü asparagas haberlerden bıkkınlık geldiğini de belirteyim. Açık konuşmak gerekirse o kadar söylentiden sonra ben bu transfere sıcak bakmamaya başladım. Hani gelse bile, en azından bu sezon takıma ne kadar fayda sağlayacağı tartışma konusu. Transferin yarın ya da öbür gün bitse bile, en aşağı altı ya da yedi maç forma giyemeyecek. E zaten ondan sonra da lig bitecek. Play-off'larda da ne kadar katkı sağlayacağı da meçhul.
Son olarak, Sow'a ödenmesi muhtemel paranın da çok çılgın boyutta olduğu da bir gerçek. Bütün bunları üst üste koyduğumuzda Sow'dan en azından şimdilik vazgeçilmesi gerektiği fikrindeyim. Ha Sow'dan vazgeçsen, yerine kimi alacaksın şu ortamda, o da ayrı bir sıkıntı tabii...
Ancak gelgelelim şu transfer meselesi de can sıkmaya başladı son birkaç gündür . Şu an transferi gerçekleşmesi en muhtemel isim tabii ki de Moussa Sow."Ha geldi, ha geliyor, imzalaması an meselesi" gibi bir sürü asparagas haberlerden bıkkınlık geldiğini de belirteyim. Açık konuşmak gerekirse o kadar söylentiden sonra ben bu transfere sıcak bakmamaya başladım. Hani gelse bile, en azından bu sezon takıma ne kadar fayda sağlayacağı tartışma konusu. Transferin yarın ya da öbür gün bitse bile, en aşağı altı ya da yedi maç forma giyemeyecek. E zaten ondan sonra da lig bitecek. Play-off'larda da ne kadar katkı sağlayacağı da meçhul.
Son olarak, Sow'a ödenmesi muhtemel paranın da çok çılgın boyutta olduğu da bir gerçek. Bütün bunları üst üste koyduğumuzda Sow'dan en azından şimdilik vazgeçilmesi gerektiği fikrindeyim. Ha Sow'dan vazgeçsen, yerine kimi alacaksın şu ortamda, o da ayrı bir sıkıntı tabii...
20 Ağustos 2011
Güiza Giderken & Yeni Sezonda Fenerbahçe'nin Forvet Hattı
Bilgisayarsız geçen iki günün ardından, bugün itibariyle bilgisayarıma kavuştum ve bu iki günlük arada çok ciddi gelişmeler oldu Fenerbahçe adına. En önemli gelişme, Güiza'nın Getafe'ye transfer olmasıydı tartışmasız. Transferi açıklandığında baya ses getiren cinsten bir transfer olmuuştu o zaman. "Mallorca'da şu kadar gol atmış, İspanya milli takımıyla şu kadar gol atmış" diye ballandıra ballandıra herkes bu transferden bahsediyordu, normal olarak. Zira o transfere yüklü bir para ödedikten sonra, beklentiler de bir o kadar yüksekti Güiza'dan. Ama gelin görün ki, Güiza Fenerbahçe'de üç sezon geçirdi ve bu üç sezonda hiçbir şey yapamadan, Getafe'ye transfer oldu.
"Hiçbir şey apamadan Getafe'ye transfer oldu" diyorum ama bir yerde de hakkını yemeyelim. O üç sezonda çok gol atamadı belki fakat, yeri geldiğinde çok önemli gollere imza atan bir oyuncu olarak Fenerbahçeli taraftarların zihninde yer eden bir oyuncu oldu daha çok Güiza. Mesela benim için en unutulmaz Güiza golü, geçen sezon Buca deplasmanında attığı goldür. Yani o maçta o golü atmasaydı sezon sonunda büyük ihtimalle şampiyonluğu Trabzonspor'a kaptıracaktı Fenerbahçe. Güiza bir de tıpkı Kezman gibi derbi maçların adamıydı. Beşiktaş'a karşı attığı goller ve 2009-2010 sezonunda 3-1 kazandığımız Galatasaray maçında attığı üçüncü golü asla unutamam. Velhasıl, artık Getafe forması giyecek Güiza ve gollerini atmaya orada devam edecek.
Güiza'nın vedasından sonra benim merak ettiğim en önemli mesele, Fenerbahçe'nin bu sezon, forvet hattının hangi isimlerden oluşacağı. Bununla beraber Emenike'nin de gelir gelmez takımdan ayrılmasını yan yana koyarsak, Aykut Kocaman'ın elinde forvet hattı için yalnızca iki oyuncu kaldı. Bu oyuncular Niang ve Semih. Transfer sezonunun bitmesine tam 15 gün gibi bir süre var ve Fenerbahçe'nin mutlaka bir ya da iki oyuncu alması gerekiyor o bölgeye. İki oyuncu takviye edilirse, hem Şampiyonlar Ligi, hem de bu yeni lig statüsünde play-off maçlarını da üst üste koyduğumuz vakit, Aykut Kocaman'ın elinin bol olması, takıma elbette daha pek kolaylık sağlayacaktır.
Gerek kalan zaman açısından, gerekse de kendi içimden geçeni söylemek gerekirse, Aykut Kocaman o bölgeye bir oyuncu transfer edip, yoluna devam edecektir diye düşünüyorum.
"Hiçbir şey apamadan Getafe'ye transfer oldu" diyorum ama bir yerde de hakkını yemeyelim. O üç sezonda çok gol atamadı belki fakat, yeri geldiğinde çok önemli gollere imza atan bir oyuncu olarak Fenerbahçeli taraftarların zihninde yer eden bir oyuncu oldu daha çok Güiza. Mesela benim için en unutulmaz Güiza golü, geçen sezon Buca deplasmanında attığı goldür. Yani o maçta o golü atmasaydı sezon sonunda büyük ihtimalle şampiyonluğu Trabzonspor'a kaptıracaktı Fenerbahçe. Güiza bir de tıpkı Kezman gibi derbi maçların adamıydı. Beşiktaş'a karşı attığı goller ve 2009-2010 sezonunda 3-1 kazandığımız Galatasaray maçında attığı üçüncü golü asla unutamam. Velhasıl, artık Getafe forması giyecek Güiza ve gollerini atmaya orada devam edecek.
Güiza'nın vedasından sonra benim merak ettiğim en önemli mesele, Fenerbahçe'nin bu sezon, forvet hattının hangi isimlerden oluşacağı. Bununla beraber Emenike'nin de gelir gelmez takımdan ayrılmasını yan yana koyarsak, Aykut Kocaman'ın elinde forvet hattı için yalnızca iki oyuncu kaldı. Bu oyuncular Niang ve Semih. Transfer sezonunun bitmesine tam 15 gün gibi bir süre var ve Fenerbahçe'nin mutlaka bir ya da iki oyuncu alması gerekiyor o bölgeye. İki oyuncu takviye edilirse, hem Şampiyonlar Ligi, hem de bu yeni lig statüsünde play-off maçlarını da üst üste koyduğumuz vakit, Aykut Kocaman'ın elinin bol olması, takıma elbette daha pek kolaylık sağlayacaktır.
Gerek kalan zaman açısından, gerekse de kendi içimden geçeni söylemek gerekirse, Aykut Kocaman o bölgeye bir oyuncu transfer edip, yoluna devam edecektir diye düşünüyorum.
12 Ağustos 2011
İngiltere Yolları Taştan : Tuncay Şanlı
Açıkçası bu transfer resmiyet kazanmadan önce Tuncay'ın İngiltere'ye döneceğine ihtimal vermiyordum pek. Ama bugün itibariyle transfer netlik kazandı ve Tuncay için İngiltere yolları tekrardan açıldı. İyi mi oldu kötü mü oldu net bir fikrim yok açıkçası. Çünkü bundan önce İngiltere'de Middlesbrough ve Stoke City'de forma giymişti ve bu iki kulüp Tuncay'ın kariyerine yarardan çok, zararı oldu. Stoke City'e kıyasla Middlesbrough'nun Tuncay'ın kariyerine öyle aşırı derecede darbe vurduğunu söyleyemeyiz aslına bakarsanız. Bana göre Middlesbrough'da fena top oynamıyordu Tuncay ama işte şanssızlığına iki sene sonra takım ligden düştü.
Ardından Stoke City kariyeri de Tuncay için büyük yıkım oldu. Burada da Tony Pulls Tuncay için büyük talihsizlikti, velhasıl burada da tutunamadı. İngiltere'den sonra Almanya'nın yolunu Tuncay, burada da dikiş tutturamadı. Wolfsburg'tan sonra her Fenerbahçeli gibi ben de Tuncay'ın Fenerbahçe'ye dönmesini çok istiyordum elbette ancak o yine Avrupa'nun yollarını tuttu.
Fenerbahçe meselesine tekrar geri dönmek gerekirse, bu saatten sonra takıma pek faydalı olamayacaktı büyük ihtimalle. Yine de Tuncay'dan söz ediyoruz burada. Kötü oynasa, forma şansı bulamasa bile o özlenen ruh için bile transfer edilebilirdi, lakin olmadı. Bolton'da başarılı olabilir mi olamaz mı bir şey diyemem. Ama yine küme düşme potansiyeli çok yüksek olan bir takıma gittiği kesin. Umarım bu sefer başarılı olur, zira buna çok ihtiyacı var.
Ardından Stoke City kariyeri de Tuncay için büyük yıkım oldu. Burada da Tony Pulls Tuncay için büyük talihsizlikti, velhasıl burada da tutunamadı. İngiltere'den sonra Almanya'nın yolunu Tuncay, burada da dikiş tutturamadı. Wolfsburg'tan sonra her Fenerbahçeli gibi ben de Tuncay'ın Fenerbahçe'ye dönmesini çok istiyordum elbette ancak o yine Avrupa'nun yollarını tuttu.
Fenerbahçe meselesine tekrar geri dönmek gerekirse, bu saatten sonra takıma pek faydalı olamayacaktı büyük ihtimalle. Yine de Tuncay'dan söz ediyoruz burada. Kötü oynasa, forma şansı bulamasa bile o özlenen ruh için bile transfer edilebilirdi, lakin olmadı. Bolton'da başarılı olabilir mi olamaz mı bir şey diyemem. Ama yine küme düşme potansiyeli çok yüksek olan bir takıma gittiği kesin. Umarım bu sefer başarılı olur, zira buna çok ihtiyacı var.
9 Ağustos 2011
Alex Chamberlain Arsenal'da!
Yazıya sürpriz bir giriş yapalım, evet bu oyuncuyu tanımıyorum. Yani kimdir, nedir, nasıl oynar, takıma yarar sağlar mı sağlamaz mı hiçbir fikrim yok. Ama şöyle bir gerçek var. Alex Chamberlain tipik bir Arsene Wenger transferi gibi gözüküyor. Sağdan soldan yaptığım araştırmalara bakarsak, henüz 17 yaşında ve orta sahada sağ kanatta oynuyor. Southampton altyapısından yetişmiş ve Arsenal'a toplam 12 Milyon Sterlin gibi bir paraya mâl olmuş.
29 Temmuz 2011
Emmanuel Emenike Spartak Moskova'da
Her şeyden önce çok sürpriz bir gelişme oldu Emenike'nin Spartak Moskova ile anlaşması. İki ay önce 9 Milyon € karşılığında Karabükspor'dan transfer edilmesi baya tepki toplamıştı. "Bu adama bu kadar para verilmez, çok yanlış hamle" gibi bir sürü eleştiriye sebep oldu bu transfer. Söylenen o kadar şeyden sonra 3 Temmuz'da patlak veren malum şike soruşturmasında Emenike'nin de adının geçmesi, insanların üzerinde "noluyoruz?!" etkisi yarattı hâliyle. O kadar laf söylendi yine Emenike için. Yok neymiş efendim, para sayarken ki görüntüleri varmış da, teşvik primi almış gibi bir ton asılsız iddia yer aldı gazetelerde. Neyse ki bu söylenenler havada kaldı ve Emenike bir süre sonra serbest bırakıldı.
Emenike'nin transfer olduğu ülkede biraz kafaları kurcalamıyor değil hani yine. Bu transfer gerçekleşmeden önce Emenike'nin önünde iki seçenek vardı. Ya Yunanistan'a, ya da Rusya'ya transfer olacaktı. Bu iki ülkede şike, teşvik primi açısından Türkiye'den pek farklı olduklarını söyleyemeyiz. Yunanistan'da geçtiğimiz günlerde iki kulüp birinci ligden düşürüldü ve Rusya'da ise şike operasyonunun başladığı yönünde haberler var. Umarım Emenike yağmurdan kaçarken doluya tutulmaz. Son olarak ; yolun açık olsun Emenike...
Yaşanan onca şeyden sonra hangi oyuncu bu ülkede forma giymek ister ki? Doğal olarak da Emenike en doğrusunu yaptı ve Rusya'ya transfer oldu dün itibariyle. Yalnız bu transfer benim aklımı kurcalamadı değil. Tamam burada futbolcunun kendi kararı da çok önemli mutlaka ancak Fenerbahçe bu oyuncuyu alelacele elinden çıkartmasının mutlaka bir nedeni olmalı. Aklıma gelen en önemli ihtimal, büyük olasılıkla yönetim takımın küme düşeceğini biliyor ya da tahmin ediyor olmalı ki, bu yüzden Emenike'yi satma kararı alsın. Yoksa 1 Milyon € için Fenerbahçe kolay kolay oyuncu satmaz. Ki ilk defa böyle bir durum ile karşılaşıyoruz. Ayrıca unutmadan şunu da söyleyelim, bu transferden en kârlı çıkan takım Karabükspor oldu şüphesiz. Yapılan anlaşma gereği Fenerbahçe'den 2 Milyon € alacaklar ve bu da onlar için çok önemli bir para.
1 Temmuz 2011
Arsenal'da Transfer Bitmez (!)
Blogda kadınlar futboluna o kadar yüklendikten sonra, e artık bir yerde erkekler futboluna da bir pası atmak lazımdı ve Arsenal'daki transfer belirsizliği artık benim de canımı da sıkmaya başlamışken, bu yazıyı yazmaya karar verdim. "x kulübünde transfer bitmez" söylemi son zamanların en büyük klişelerden birisidir herhâlde. Arsenal'ı bir kenara koyarsak ve diğer Avrupa kulüplerine bakarsak, onlar çatır çatır transferler yaparken, Arenal'da henüz daha çıt yok maalesef.
Gerçi şimdi hakkını yemeyelim, bugün Barcelona altyapısından Hector Bellerin ve Jon Toral'ı renklerine bağladılar ama bu transferlerin ne derece yeterli olduğu tartışılır. Onun haricinde Charlton Athletic'ten Carl Jenkinson, Lorient'den Coquelin ve Botelho'yu renklerine bağladı Arsenal ama bu isimler yeterli isimler değil. Her şeyden önce 'geleceğe yatırım' için yapılmış transferler diyebiliriz bunlar için. Yani bu isimlerle başarının gelmesi şu aşamada imkansız.
Öte yandan bir de Gervinho meselesi var tabii. O transferde tam bir yılan hikâyesine dönüştü maalesef. "Ha geldi, ha gelecek" derken, o transferde tam bir arapsaçı oldu kısacası. Ben şu açıdan Arsene Wenger'i anlamıyorum. Hani tamam, Gervinho gibi bir adamın Arsenal'a transferi gerçekleşirse çok çılgın bir transfer olacaktır muhakkak ama, takımın kaleci sorunu yaşadığı kabak gibi ortadayken, diğer mevkiler için transfer konusunda ısrarcı olmasına anlam veremiyorum. Buradan şu sonuç çıkartılmasın tabii ki de ; Gervinho veya ne bileyim, herhangi bir isimden önce transferde öncelik kaleciye verilmeli bana göre.
Hep gelmesi muhtemel oyuncuları konuştuk, biraz da Arsenal'dan gitmesi muhtemel isimleri konuşmak lazım. Şu an takımdan gitmesi en muhtemel isim Fabregas. Bunu herkes biliyor. Aylardır bu transfer konuşulup durdu. Hatta artık kabak tadı vermeye başladı diyebilirim. Şayet transfer gerçekleşirse, Arsenal'ın kasasına ciddi bir para gireceği kesin. Bu transfer için bir yandan gerçekleşmesini, öte yandan da gerçekleşmemesini istiyorum. Umarım en kısa zamanda bir sonuca bağlanır bu transfer.
Son olarak ise, Samir Nasri'nin de takımdan ayrılacağı söyleniyor. Onun kesinlikle takımdan ayrılmasını istemiyorum. Zira olur da Arsenal'dan ayrılırsa, Manchester City'e transfer olacağı söyleniyor. Para için de olsa Manchester City'e gitmesi çok mantıksız. O yüzden Wenger'in Nasri'yi ne yapıp edip, takımda tutması şart.
Gerçi şimdi hakkını yemeyelim, bugün Barcelona altyapısından Hector Bellerin ve Jon Toral'ı renklerine bağladılar ama bu transferlerin ne derece yeterli olduğu tartışılır. Onun haricinde Charlton Athletic'ten Carl Jenkinson, Lorient'den Coquelin ve Botelho'yu renklerine bağladı Arsenal ama bu isimler yeterli isimler değil. Her şeyden önce 'geleceğe yatırım' için yapılmış transferler diyebiliriz bunlar için. Yani bu isimlerle başarının gelmesi şu aşamada imkansız.
Öte yandan bir de Gervinho meselesi var tabii. O transferde tam bir yılan hikâyesine dönüştü maalesef. "Ha geldi, ha gelecek" derken, o transferde tam bir arapsaçı oldu kısacası. Ben şu açıdan Arsene Wenger'i anlamıyorum. Hani tamam, Gervinho gibi bir adamın Arsenal'a transferi gerçekleşirse çok çılgın bir transfer olacaktır muhakkak ama, takımın kaleci sorunu yaşadığı kabak gibi ortadayken, diğer mevkiler için transfer konusunda ısrarcı olmasına anlam veremiyorum. Buradan şu sonuç çıkartılmasın tabii ki de ; Gervinho veya ne bileyim, herhangi bir isimden önce transferde öncelik kaleciye verilmeli bana göre.
Hep gelmesi muhtemel oyuncuları konuştuk, biraz da Arsenal'dan gitmesi muhtemel isimleri konuşmak lazım. Şu an takımdan gitmesi en muhtemel isim Fabregas. Bunu herkes biliyor. Aylardır bu transfer konuşulup durdu. Hatta artık kabak tadı vermeye başladı diyebilirim. Şayet transfer gerçekleşirse, Arsenal'ın kasasına ciddi bir para gireceği kesin. Bu transfer için bir yandan gerçekleşmesini, öte yandan da gerçekleşmemesini istiyorum. Umarım en kısa zamanda bir sonuca bağlanır bu transfer.
Son olarak ise, Samir Nasri'nin de takımdan ayrılacağı söyleniyor. Onun kesinlikle takımdan ayrılmasını istemiyorum. Zira olur da Arsenal'dan ayrılırsa, Manchester City'e transfer olacağı söyleniyor. Para için de olsa Manchester City'e gitmesi çok mantıksız. O yüzden Wenger'in Nasri'yi ne yapıp edip, takımda tutması şart.
22 Haziran 2011
Sezer Öztürk & Fenerbahçe
Bu transferin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği tam bir yılan hikâyesine dönecekken, gerekilen hamleler tam zamanında yapıldı ve artık Sezer Öztürk resmen Fenerbahçe forması giyecek böylelikle. Fenerbahçe'nin bu transfer dönemine en hızlı giriş yapan takım olduğunu söylemiştik. Yabancı transfer konusunda şu an Emenike dışında bir durgunluk söz konusu ama, yerli transfer konusunda şu an Türkiye şartlarında alınabilmesi mümkün olan oyuncuları transfer etti Fenerbahçe. Bundan önce Serdar Kesimal, Orhan Şam gibi kadroya katılmıştı ve defansta, taraftarın arzu ettiği, bol alternatifli kadro oluşturulmuştu bir bakıma.
Eh, savunmanın yanında bir de ileriye adam almak gerekiyordu ve nitekim o da alındı. Fenerbahçe'nin yıllardır en iyi işleyen bölgesi olan, yani Alex'in oynadığı bölgeye takviye yapılması gerekiyordu mutlaka. Hani klişe olacak belki ama lig gerçekten uzun bir maraton ve bunun üzerine bu sezon Şampiyonlar Ligi'de eklenince Alex'in bir alternatifi mutlaka olmak zorundaydı.
Sezer Öztürk, şu son iki senedir Fenerbahçe'ye en çok gelmesini istediğim oyunculardan birisiydi kesinlikle. Aynı şekilde Serdar Kesimal'ın da transfer edilmesini de çok istiyordum ve o transfer de gerçekleşti neyse ki. Yalnız bu transfer için şöyle bir şüphe var benim içimde. Sezer Öztürk'ü Alex'in alternatifi olarak görüyoruz ama bugüne kadar 'Alex'in alternatifi' olarak gördüğümüz oyuncuların neredeyse çoğu eninde sonunda bir şekilde harcandı. Sezer Öztürk için bir diğer dezavantaj ise, bugüne kadar hiçbir büyük takımda forma giymemiş olması belli sıkıntılara yol açabilir. Umarım bu transferin sonu da hüsran ile sonuçlanmaz. Ama her ne olursa olsun, iyi bir transfere imza attı Fenerbahçe. Neyse, hayırlı olsun diyelim son olarak.
Eh, savunmanın yanında bir de ileriye adam almak gerekiyordu ve nitekim o da alındı. Fenerbahçe'nin yıllardır en iyi işleyen bölgesi olan, yani Alex'in oynadığı bölgeye takviye yapılması gerekiyordu mutlaka. Hani klişe olacak belki ama lig gerçekten uzun bir maraton ve bunun üzerine bu sezon Şampiyonlar Ligi'de eklenince Alex'in bir alternatifi mutlaka olmak zorundaydı.
Sezer Öztürk, şu son iki senedir Fenerbahçe'ye en çok gelmesini istediğim oyunculardan birisiydi kesinlikle. Aynı şekilde Serdar Kesimal'ın da transfer edilmesini de çok istiyordum ve o transfer de gerçekleşti neyse ki. Yalnız bu transfer için şöyle bir şüphe var benim içimde. Sezer Öztürk'ü Alex'in alternatifi olarak görüyoruz ama bugüne kadar 'Alex'in alternatifi' olarak gördüğümüz oyuncuların neredeyse çoğu eninde sonunda bir şekilde harcandı. Sezer Öztürk için bir diğer dezavantaj ise, bugüne kadar hiçbir büyük takımda forma giymemiş olması belli sıkıntılara yol açabilir. Umarım bu transferin sonu da hüsran ile sonuçlanmaz. Ama her ne olursa olsun, iyi bir transfere imza attı Fenerbahçe. Neyse, hayırlı olsun diyelim son olarak.
27 Mayıs 2011
Orhan Şam & Emmanuel Emenike
Bu sene dikkatimi çeken bir nokta var. O da Süper Lig kulüplerinin transferlerini Temmuz-Ağustos ayına bırakmadan, şimdiden sonuca bağlamaları, başka bir deyişle transfer çalışmalarını erkenden hâlletmek istemeleri bu senenin yeni modası oldu bana göre. Bu durumun böyle olmasından çok memnunum kendi adıma. Zira transfer edilen oyuncunun takıma uyum sağlaması açısından erken davranmak çok önemli. Geçen senelere nazaran bu sene kulüplerin yaptığı transferlerin, daha adamakıllı transferler olduğunu söyleyebiliriz ayrıca. Yani en azından şimdilik.
Transferi erkenden bitirme konusunda öncü olan kulüp, tabii ki de Fenerbahçe. Şu ana kadar iki transfer yapıldı ve yapılan bu iki transfer de çok önemli, takıma kesin yarar sağlayacak düzeyde oyuncular. İlk olarak Orhan Şam'ı ele alalım. Orhan Şam, uzunca bir zamandır Fenerbahçe'ye gelmesini istediğim isimlerden birisiydi, kaldı ki hemen hemen her transfer döneminde ya Fenerbahçe ile ya da diğer büyük takımlarla adı geçiyordu ancak transferde son sözü Fenerbahçe söyledi ve henüz resmi bir açıklama olmamasına rağmen, 3.5 Milyon € gibi bir para ile transferin sonuca bağlandığı söyleniyor.
Fenerbahçe'de Gökhan Gönül'ün bölgesinde yani sağ bekte eksiği olduğu bir gerçekti ve buna rağmen bugüne kadar o bölgeye transfer yapılmamıştı. Tabii takım şampiyon olunca ve hâliyle ertesi sezon Şampiyonlar Liginde mücadele edeceği için, kadro derinliği için böyle bir transferin yapılması şart olmuştu artık.
Ben bu transfer gerçekleşmeden öncesine kadar Orhan Şam'ın Fenerbahçe'ye gelmesini en çok isteyen birisi olmama rağmen, bu transfer gerçekleştikten sonra içimde Orhan Şam'ın Fenerbahçe'de dikiş tutturamayacağı, başarısız olacağı yönünde bir hissiyat oluştu nedense. Geçen sezon yine Gençlerbirliği'nden transfer edilen İlhan Eker örneğinde olduğu gibi bu transferinde o boyutlara geleceğine inanıyorum. Tabii inşallah yanılırım bu konuda.
Fenerbahçe'ye transferi kesinleşen bir diğer isim ise, Emmanuel Emenike. Esasında bu transfer, Orhan Şam örneğinde olduğu gibi o derece sürpriz bir transfer değildi. Zira Emenike'nin adı, Fenerbahçe ile birçok kez anılmıştı sezon içerisinde. Hatta bazıları işi abartıp, Fenerbahçe'nin Karabükspor ile yapacağı maçta açık açık "teşvik primi" aldığını söylüyordu. Neyse, o konulara girmemek lazım, çünkü biraz daha konuşursak, o konunun içinden çıkılmaz.
Gelelim Emenike'nin yarar sağlayıp-sağlayamayacağına. Daha şurada resmi açıklama yapılalı iki gün bile olmamışken, daha şimdiden Emenike'nin Fenerbahçe'de başarılı olamayacağını savunan bir kesim var. Onu savunan insanlara da söyleyecek sözüm yok tabii. Sezon başlamadan, adam daha maç oynamadan bunu nasıl söyleyebiliyorlar bilmiyorum. Bunun adı aslında doğmamış çocuğa don biçmek gibi bir şey olsa gerek herhalde. Aykut Kocaman'ın geçenlerde bir açıklaması vardı. Emenike ile Niang'ın yeni sezonda aynı kadroda barınamayacaklarını belirtmişti. Bu açıklamalardan sonra, Aykut Kocaman'ın kafasında nasıl bir Fenerbahçe yaratmak istediğini görmek için sabırsızlanıyorum.
Transferi erkenden bitirme konusunda öncü olan kulüp, tabii ki de Fenerbahçe. Şu ana kadar iki transfer yapıldı ve yapılan bu iki transfer de çok önemli, takıma kesin yarar sağlayacak düzeyde oyuncular. İlk olarak Orhan Şam'ı ele alalım. Orhan Şam, uzunca bir zamandır Fenerbahçe'ye gelmesini istediğim isimlerden birisiydi, kaldı ki hemen hemen her transfer döneminde ya Fenerbahçe ile ya da diğer büyük takımlarla adı geçiyordu ancak transferde son sözü Fenerbahçe söyledi ve henüz resmi bir açıklama olmamasına rağmen, 3.5 Milyon € gibi bir para ile transferin sonuca bağlandığı söyleniyor.
Fenerbahçe'de Gökhan Gönül'ün bölgesinde yani sağ bekte eksiği olduğu bir gerçekti ve buna rağmen bugüne kadar o bölgeye transfer yapılmamıştı. Tabii takım şampiyon olunca ve hâliyle ertesi sezon Şampiyonlar Liginde mücadele edeceği için, kadro derinliği için böyle bir transferin yapılması şart olmuştu artık.
Ben bu transfer gerçekleşmeden öncesine kadar Orhan Şam'ın Fenerbahçe'ye gelmesini en çok isteyen birisi olmama rağmen, bu transfer gerçekleştikten sonra içimde Orhan Şam'ın Fenerbahçe'de dikiş tutturamayacağı, başarısız olacağı yönünde bir hissiyat oluştu nedense. Geçen sezon yine Gençlerbirliği'nden transfer edilen İlhan Eker örneğinde olduğu gibi bu transferinde o boyutlara geleceğine inanıyorum. Tabii inşallah yanılırım bu konuda.
Fenerbahçe'ye transferi kesinleşen bir diğer isim ise, Emmanuel Emenike. Esasında bu transfer, Orhan Şam örneğinde olduğu gibi o derece sürpriz bir transfer değildi. Zira Emenike'nin adı, Fenerbahçe ile birçok kez anılmıştı sezon içerisinde. Hatta bazıları işi abartıp, Fenerbahçe'nin Karabükspor ile yapacağı maçta açık açık "teşvik primi" aldığını söylüyordu. Neyse, o konulara girmemek lazım, çünkü biraz daha konuşursak, o konunun içinden çıkılmaz.
Gelelim Emenike'nin yarar sağlayıp-sağlayamayacağına. Daha şurada resmi açıklama yapılalı iki gün bile olmamışken, daha şimdiden Emenike'nin Fenerbahçe'de başarılı olamayacağını savunan bir kesim var. Onu savunan insanlara da söyleyecek sözüm yok tabii. Sezon başlamadan, adam daha maç oynamadan bunu nasıl söyleyebiliyorlar bilmiyorum. Bunun adı aslında doğmamış çocuğa don biçmek gibi bir şey olsa gerek herhalde. Aykut Kocaman'ın geçenlerde bir açıklaması vardı. Emenike ile Niang'ın yeni sezonda aynı kadroda barınamayacaklarını belirtmişti. Bu açıklamalardan sonra, Aykut Kocaman'ın kafasında nasıl bir Fenerbahçe yaratmak istediğini görmek için sabırsızlanıyorum.
9 Mayıs 2011
Nuri Şahin Real Madrid'de
Bu transfer gerçekleşmeden önce yani resmi açıklama yapılmadan öncesine kadar, transferin gerçekleşmeyeceği yönünde bir his vardı içimde ama bugün itibariyle Real Madird'ten açıklama geldi ve Nuri Şahin 6 yıllığına Real Madrid ile anlaştı. Bu transfer gerçekleşene kadar bir sürü şeyler söylendi. Türk oyuncuların Avrupa'da büyük kulüplerde oynayabilmesi için Mesut örneğinde olduğu gibi başka milli takımları tercih etmesi gerektiği şeklinde bir sürü şeyler söyleniyordu ancak hiçte öyle konuşulduğu gibi olmadı bence bu transfer.
Mesut'un Real Madrid'e transferinin resmiyet kazanmasının ardından en çok konuşulan konu, Mesut'un orada forma şansı bulup bulamayacağıydı fakat sezon başladıktan sonra bu söylenenler, yalnızca söylenti olarak kaldı. Mourinho sezon başından itibaren elinden geldiği kadarıyla Mesut'u her maçta oynatmaya çalıştı ve Mesut'ta buna performansı ile cevap verdi. Aynı şey şimdi Nuri içinde geçerli. Yine aynı şeyler konuşuluyor ve Mesut örneğinde olduğu gibi Nuri'de burada forma şansı bulacaktır rahatlıkla. Zaten Mourinho forma şansı vermeyecek olsa, neden Nuri'nin transferinde ısrarcı olsun ki?
Nuri, ülkemizi çok iyi bir şekilde temsil edecektir İspanya'da. Valencia'lı Mehmet Topal örneğinde olduğu gibi. Bir de ayrıca şöyle bir durum var ki, Madrid'e transferi konuşulan bir diğer isim ise, Hamit Altıntop. Eğer onunda transferi gerçekleşirse, Türk futbolu açısından çok önemli transferler gerçekleşmiş olur kısa bir süre içerisinde. Bayern'de olduğu gibi, Madrid'te de rahatlıkla uyum sağlayacaktır Hamit, tabii transferinin gerçekleşmesi durumunda.
Mesut'un Real Madrid'e transferinin resmiyet kazanmasının ardından en çok konuşulan konu, Mesut'un orada forma şansı bulup bulamayacağıydı fakat sezon başladıktan sonra bu söylenenler, yalnızca söylenti olarak kaldı. Mourinho sezon başından itibaren elinden geldiği kadarıyla Mesut'u her maçta oynatmaya çalıştı ve Mesut'ta buna performansı ile cevap verdi. Aynı şey şimdi Nuri içinde geçerli. Yine aynı şeyler konuşuluyor ve Mesut örneğinde olduğu gibi Nuri'de burada forma şansı bulacaktır rahatlıkla. Zaten Mourinho forma şansı vermeyecek olsa, neden Nuri'nin transferinde ısrarcı olsun ki?
Nuri, ülkemizi çok iyi bir şekilde temsil edecektir İspanya'da. Valencia'lı Mehmet Topal örneğinde olduğu gibi. Bir de ayrıca şöyle bir durum var ki, Madrid'e transferi konuşulan bir diğer isim ise, Hamit Altıntop. Eğer onunda transferi gerçekleşirse, Türk futbolu açısından çok önemli transferler gerçekleşmiş olur kısa bir süre içerisinde. Bayern'de olduğu gibi, Madrid'te de rahatlıkla uyum sağlayacaktır Hamit, tabii transferinin gerçekleşmesi durumunda.
4 Mayıs 2011
Fazla Uzaklara Gitmemek Lazım
Genelde üç büyük İstanbul kulübünün, bunların içine Trabzonspor'u da dahil edersek, dört büyük ekibin izledikleri transfer politikaları genelde eleştirilir. Şöyle ki ; ufak tefek birkaç istisnanın dışında özellikle yapılan forvet transferleri son birkaç sene içerisinde bu dört büyük kulüp için istenilen verimi alamadılar genelde bu transferlerden. Ödenen yüksek transfer ücretlerinin yanında bir de Süper Lig'in dışında 1. Lig'de yapılan transferler zamanla çok ilgili çekici bir hâle gelebiliyor.
Mesela geçtiğimiz sezon Karabükspor bu açıdan çok önemli bir işe imza atmıştı. Emenike'yi çok düşük bir maliyet ile takıma kazandırmışlardı ve o sezon Emenike ligde gol krallıında ikinci olmuştu ve bunun yanı sıra Karabükspor'un Süper Lg'e çıkmasında da büyük bir pay'a sahipti. Bu sezon ise Süper Lig'de de aynı istikrarı gösteriyor ve şu an ligde 15 golü var. Attığı 15 golün yanında, bununla birlikte bonservis ücreti olarakta çok ciddi bir değer hâline geldi artık Emenike.
Bu sezon 1.Lig'de Samsunspor'da Karabükspor'un izinden yürüyor bir nevi ve onlarda çok düşük bir maliyet ile Zenke'yi kadrolarına katmışlardı Fransa'dan. Ve yine tıpkı Karabükspor gibi, onlar da bu yıl Süper Lig'e yükselmeye hak kazandılar. Bir aksilik olmaz ve Samsunspor bir yanlış yapmaz ve Zenke'yi önümüzdeki sezon elinden çıkarmaz ve ligde tutunmayı başarırlarsa, aynen Zenke'nin de bunservisi bir Emenike gibi tavan yapacaktır muhtemelen. Yani demem o ki, bu dört büyük kulüp transferlere ve özellikle de forvet transferlerine bu kadar çılgın paralar öderken, bütçesi belli olan 1. Lig takımlarının böyle başarılı transferlere imza atması, gerçekten insanın bir nevi içini acıtıyor biraz. Elbette dört büyük kulübün aynı bu transfer politikasını uygulasın demiyorum ama en azından oyuncu satın alırken, biraz dikkatli hareket etmek gerekir.
Mesela geçtiğimiz sezon Karabükspor bu açıdan çok önemli bir işe imza atmıştı. Emenike'yi çok düşük bir maliyet ile takıma kazandırmışlardı ve o sezon Emenike ligde gol krallıında ikinci olmuştu ve bunun yanı sıra Karabükspor'un Süper Lg'e çıkmasında da büyük bir pay'a sahipti. Bu sezon ise Süper Lig'de de aynı istikrarı gösteriyor ve şu an ligde 15 golü var. Attığı 15 golün yanında, bununla birlikte bonservis ücreti olarakta çok ciddi bir değer hâline geldi artık Emenike.
Bu sezon 1.Lig'de Samsunspor'da Karabükspor'un izinden yürüyor bir nevi ve onlarda çok düşük bir maliyet ile Zenke'yi kadrolarına katmışlardı Fransa'dan. Ve yine tıpkı Karabükspor gibi, onlar da bu yıl Süper Lig'e yükselmeye hak kazandılar. Bir aksilik olmaz ve Samsunspor bir yanlış yapmaz ve Zenke'yi önümüzdeki sezon elinden çıkarmaz ve ligde tutunmayı başarırlarsa, aynen Zenke'nin de bunservisi bir Emenike gibi tavan yapacaktır muhtemelen. Yani demem o ki, bu dört büyük kulüp transferlere ve özellikle de forvet transferlerine bu kadar çılgın paralar öderken, bütçesi belli olan 1. Lig takımlarının böyle başarılı transferlere imza atması, gerçekten insanın bir nevi içini acıtıyor biraz. Elbette dört büyük kulübün aynı bu transfer politikasını uygulasın demiyorum ama en azından oyuncu satın alırken, biraz dikkatli hareket etmek gerekir.
12 Mart 2011
Anadolu'da Parlayan Yabancılar
Bugün Karabükspor - Bursaspor maçını izlerken Anthony Seric'in ismini duyunca böyle bir yazı yazmak geldi aklıma. Esasında daha öncesinde de buna benzer bir yazı yazma niyetindeydim ama en sonunda bugüne kısmet oldu. Üç büyük kulübün -özellikle şu üç sezondur gerçekleştirdikleri büyük umutların bağlandığı fakat sonrasında takımda "istenmeyen adam" konumuna gelen oyuncular vardır, buna birçok kez şahit olduk bugüne kadar. Bu gerçekleşen transferlerin ardından yabancı oyuncular genelde eninde sonunda yine geldikleri yer olan Avrupa'nın yolunu tutarlar fakat, az da olsa kariyerine Türkiye'de başka bir kulüpte devam eden isimlerde olmuştur nadiren. Benim bu yazıyı yazma amacımda o'ydu aslında.
Anthony Seric'in Beşiktaş'a transferinden sonra sol bek için iyi bir isimin transfer edildiği öngörülüyordu fakat, transferin üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra çatlak sesleri gelmeye başlamıştı yavaştan ve bütün bir sezon boyunca yalnızca 3 maçta 161 dakika forma giyebilen bir isim olabildi ancak. Seric'in Beşiktaş'a gelişi gibi, Hajduk Split'e dönüşü de bedelsiz gerçekleşti. Orada geçirdiği bir sezonun ardından, bu sezon başında Süper Lig'e yükselen Karabükspor onunla ilgilenmeye başladı ve yaz transfer döneminde yine Türkiye yollarına, bu sefer Karabükspor'a transferi gerçekleşti. Beşiktaş'ta yalnızca 161 dakika forma giyebilmiş bir oyuncunun Karabükspor'da harika imza işlere atıyor olması da, üç büyük kulübümüzün izlediği transfer politikasının nasıl işlediğini de düşündürmüyor değil hani esasında. Hayır, en basitinden Beşiktaş'ın bu sezon içinde bulunduğu durumun yanında, sol bek pozisyonunda İbrahim Üzülmez'in kadro dışı bırakılması ve İsmail Köybaşı'nın sakatlığı göz önüne alınınca, Seric için "kaçan balık" yakıştırmasını yapmak çok yerinde olur sanırım.
Yakın zamanda Galatasaray ve Fenerbahçe'de hayal kırıklığına neden olan fakat sonrasında Türkiye sınırları içerisinde bir kulübe transfer olan bir isimle henüz karşılaşmadığımız için yola yine Beşiktaş'la devam edelim. Bana göre Beşiktaş için bir diğer "kaçan balık" Tomas Zapotocy'di. O zamanlar Mustafa Denizli takımın başına geçtikten sonra bileti kesilen isimlerden birisiydi Zapatocny ve sonrasında Bursaspor'a kiralandı. Bursaspor'a bir sezonluğuna kiralanınca orada gösterdiği form grafiği, Anthony Seric ile hemen hemen eş değer nitelikte. Ancak Mustafa Denizli, kendisini kadroda düşünmediği için belli bir zaman sonra Beşiktaş ile yolları ayrıldı. Yine aynen sol bek örneğinde olduğu gibi, stoper konusunda da transfer edilen isimlerin ve eldeki mevcut isimlerin sergilediği performansı göz önüne alırsak, durum ortada açık bir biçimde...
3 Mart 2011
Rusya'nın Yolunu Tutanlar : Misimovic & Sercan Yıldırım
Bu
Misimovic'in Galatasaray ile olan ilişkisinin sona ereceği herkes tarafından biliniyordu, ama bunun yanında belki de en azından benim çok büyük bir sürpriz olarak karşıladığım transferlerden birine de yine bir Rus kulübü olan Lokomotiv Moskova imza attı dün itibariyle ve Sercan Yıldırım'ı kadrolarına kattılar.

Şu son üç gün, özellikle transfer açısından baya hareketli geçti desek yanlış olmaz sanırım. Önce Misimovic Dinamo Moskova'nın, sonra da Sercan Yıldırım Lokomotiv Moskova'nın yolunu tuttu. Rusya'nın yolunu ilk tutan isim olan Misimovic'ten başlayalım ilk olarak. Misimovic, Galatasaray'a geldiği ilk günden bu yana beklentilerin çok fazla olduğu bir isim olduğunu hepimiz biliyorduk aşağı yukarı. Ama ülkemize gelen çoğu "yıldız" futbolcu gibi Misimovic'in Türkiye kariyerinde aşina olduğumuz bir sona tanık olduk. Açıkça söylemek gerekirse, ben Misimovic'in Galatasaray'dan niçin-ne sebeple koparıldığını hâlâ anlayabilmiş değilim. Yani yapılan açıklamalara bakıldığı zaman tatmin edici bir neden yok ortada. Bunun yanında bir de Galatasaray için bu transferin maddi boyutu var aynı zamanda. Wolfsburg'a sezon başında ciddi bir bonservis bedeli ödenip transfer edilmişti ve takımdan ayrılırken de "Aman nasıl satılırsa satılsın da, yeter ki satılsın" mantığı ile takımla yolları ayrıldı.
Misimovic'in neden Rusya'yı tercih ettiği meselesine de gelecek olursakta ; Uefa'nın talimatlarına göre bir oyuncu bir sezon içerisinde ikiden fazla Avrupa kulübüne transfer olamaması gibi bir durum söz konusuydu. Durum böyle olunca, Misimovic'te muhtemelen yarım sezon gibi bir süre futboldan ayrı kalmamak için Dinamo Moskova'nın yolunu tuttu özetle.
Misimovic'in Galatasaray ile olan ilişkisinin sona ereceği herkes tarafından biliniyordu, ama bunun yanında belki de en azından benim çok büyük bir sürpriz olarak karşıladığım transferlerden birine de yine bir Rus kulübü olan Lokomotiv Moskova imza attı dün itibariyle ve Sercan Yıldırım'ı kadrolarına kattılar.Bu transferi "çok büyük bir sürpriz" olarak karşılamamda iki neden var esasında. Birincisi ; aniden gelişen bir transfer oldu ve böyle bir ayrılık beklemiyordum ben gerek Bursaspor'dan gerekse de Sercan Yıldırım açısından. İkinci nokta ise ; Sercan'ın bundan en fazla bir veya iki sezon öncesine kadar özellikle Manchester United ve Barcelona gibi kulüplerin, onu izlemeye aldığı yönünde bir sürühaberler dolanıyordu ortalıkta ve bu yüzden Sercan'ın Rusya'ya transferi bende hayal kırıklığına yol açtı.
Hoş, gerçi yine de Lokomotiv Moskova'nın Bursaspor'a ödeyeceği 5.5 Milyon Avro bugünün şartlarında küçümsenmeyecek bir para belki ama yine iki sezon öncesine kadar gittiğimizde 10 Milyon Avro'ya satılması muhtemeln bir oyuncuyu bu fiyata satmakta ayrı bir konu tabii. Velhasıl, Sercan Yıldırım açısından her manada iyi bir transfer olur diyelim son olarak.
23 Şubat 2011
Gökhan Gönül & Barcelona

Bugün çoğu spor sitesinde Barcelona'nın Gökhan Gönül ile ilgilendiği üzerine bir takım haberler yer almıştı, bende bu konu üzerine iki kelam laf etmek istedim hazır yeri gelmişken. Aslına bakılırsa bu haberin esas kaynağı ispanyol spor sitesi sport.es olarak geçiyor.
Gökhan Gönül, Fenerbahçe'ye geldiği günden bu yana neredeyse oynadığı hemen hemen çoğu maçta takımın koşan, mücadele eden, savaşan oyuncularından birisi olmuştur sürekli. Bu durumun böyle olmasında Gökhan Gönül'ün istikrarlı görüntüsününde katkısı var bence. Çünkü Gökhan Gönül Fenerbahçe'ye geldiği günden bu yana Fenerbahçe'de zaman zaman teknik direktör değişiklikleri yaşansa da ; buna rağmen oynadığı oyunda en ufak bir değişiklik olmadı hiç. Sürekli aynı Gökhan Gönül'ü izledi bu taraftar.
Avrupa geneline baktığımız vakit beş büyük ligde de rahatlıkla forma giyebilecek bir potansiyele sahip bir oyuncu aslında Gökhan Gönül. Tabii Gökhan Gönül ile ilgilenen takım Barcelona olunca işin rengi doğal olarak biraz değişiyor. Barcelona'da o bölgede şu an Dani Alves gibi bir oyuncu forma giyiyor ve Avrupa'da bana sorarsanız o pozisyonda en iyi oynayan oyunculardan birisidir kendisi ve Gökhan Gönül'ün olası bir Barcelona transferinde hemen gider gitmez Alves'i keseceğini sanmıyorum pek.
Türk futbolcularına İspanya kapısını ilk açan isimlerden birisi kuşkusuz Nihat Kahveci'dir. Orada hem Real Sociedad'ta hem de Villarreal'de sergileiği performanslardan sonra Mehmet Topal'a Valencia talip olmuştu ve İspanya yollarına düşen bir diğer temsilcimiz o olmuştu. Bana kalırsa Barcelona'nın Gökhan Gönül ile ilgilenmesinde Mehmet Topal'ın Valencia'ya transferinin gerçekleşmesinin de az çok katkısı var diyebilirim.
Daha transferle ilgili ortada somut bir şey yok fakat olası bir hareketlenmede gerek Aykut Kocaman'ın, gerek yönetimin, gerekse de Gökhan Gönül'ün bu transfere nasıl bir tepki vereceğini bilmiyoruz şimdilik. Ama her ne olursa olsuni bu transferin gerçekleşmesi Türk futbolu adına büyük bir artı sağlayacaktır mutlaka.
12 Şubat 2011
Büyük Fırsat : Mehmet Ekici

Son bir seneyi ele aldığımızda Milli Takım için gurbetçi oyuncuların yaptığı tercihler, hep bizim aleyhimize sonuçlandı ve bunun en bilindik örneklerden birini vermek gerekirse, Mesut Özil tercihini Türkiye'den değil de,Almanya'dan kullanmıştı. Bu kararı çok eleştirildi, gerçi hâlâ da eleştiriliyor ama bu futbolcunun tercihidir sonuç olarak, kimsenin laf söylemeye hakkı yok bence bu saatten sonra o konu hakkında. Mesut örneğinin dışında Almanya'da top koşturan gurbetçi futbolculardan, tercihini yine Mesut gibi Almanya'dan yana kullanan futbolcularımız var. Bunların yanında bir de nadir de olsa Türk Milli takımını seçen isimlerde var tabii. Bu isimlerden birisi Mehmet Ekici...
Âdet yerini bulsun diye öncelikle biraz Mehmet'den bahsedelim. 1990 yılında Münih'te doğdu ve futbola Bayern Münih'in altyapısında yani Bayern'in ikinci takımında başladı. Bayern'in altyapısında yetiştikten sonra A takıma yükseldi fakat Bayern Münih'te A takıma yükseldiği dönemden, ayrıldığı döneme kadar sadece bir resmi maçta forma giyebildi. Bu yüzden Mehmet için Batern Münih'in tam bir hayal kırıklığı olduğunu söylememiz mümkün.
Ardından çok geçmeden Nürnberg'e kiralandı ve burası Mehmet'in kendini gösterebilmesi açısından çok büyük bir şans niteliğindeydi mutlaka. Nürnberg'de oynadığı futbol ile kendisine Milli takım'ın yolları ilk kez Güney Kore maçıyla birlikte açıldı ve Türkiye adına ilk kez forma giymesine rağmen, süre aldığı dakikalar içerisinde olumlu görüntü çizdi Mehmet. Yazının başlığında da dediğim gibi, gerek milli takım açısından, gerekse de ileride transfer piyasasının önemli oyuncularından birisi olmaya aday şimdiden.
9 Şubat 2011
Alex & Fenerbahçe

Alex'in bu sezon sonunda Fenerbahçe ile olan sözleşmesi sona erecekti ve sezon başından beri en çok merak edilen konu, Alex'in Fenerbahçe'de kalıp kalmayacağıydı. Bir sürü senaryo üretildi, kalacak-kalmayacak ha gitti ha gidecek derken ; geçen hafta Manisaspor maçından sonra Alex tarafından bizzat duyurulmuştu Fenerbahçe ile sözleşme uzatacağı. Velhasıl, bugün itibariyle Fenerbahçe, Alex ile iki yıllık yeni bir sözleşmeye imza attı ve taraftarına derin bir "oh" çektirdi en sonunda.
Alex'in sözleşme imzalaması güzel, olumlu bir hamle oldu lakin bu duruma farklı gözle bakan, Alex'in Fenerbahçe'den ayrılmasını isteyen bir güruhta mevcuttu. O insanları da anlamak pek mümkün değil açıkçası ama önemli olan bir şey var ki, Alex iki yıl daha Fenerbahçe'de forma giyecek ve taraftarın sevgilisi olmaya devam edecek. Ayrıca bu iki yıllık sözleşmenin sonunda eğer ki futbolu burada bırakırsa, mutlaka bu kulüpte antrenörlük yapması gerektiği kanısındayım.
2 Şubat 2011
Fenerbahçe'nin Son 10 Yıldaki En İyi Devre Arası Transferleri

Kulüpler açısından yaz transfer dönemi kadar, ara transfer döneminde de önemli oyuncuları kadroları kattıklarına birçok kez şahit olmuşuzdur. Ancak yaz transfer dönemi ile kıyasladığımız zaman ara transfer döneminin benim gözümde her zaman daha sönük bir havada geçtiği kanatindeyim nedense. Bunda yapılan transferlerin takıma sağladığı katkının da getirdiği bir etkisi var aslında. Neyse, demem o ki bu yazımda Fenerbahçe'nin son 10 yılda devre arasında yaptığı en iyi transferlerini inceleyelim.
Konuya bir yerden başlamak gerekirse, 2002-2003 sezonunda takıma İstanbulspor'dan transfer edilen ve Fenerbahçe'de forma giydiği dönemde sürekli yedek kulübesinin vazgeçilmez isimlerinden birisi olarak anılsa da takıma yeri geldiğinde önemli katkı sağlayan bir oyuncuysuydu Mehmet Yozgatlı ve onu bu listeye koymak gerekir o yüzden.
2003-2004 sezonunun devre arasında yapılan en önemli transferlerden birisi, o zamanki adıyla Marcio Nobre transferiydi şüphesiz. Fenerbahçe'ye geldiği günden, ayrıldığı güne kadar hep kiralık olarak forma giydi sürekli, zira Fenerbahçe onun bonservisini Cruzeiro'dan almamıştı. İlk sezon, adeta gelir-gelmez attığı goller ile hemen dikkat çekmeyi başarmıştı ve o sezonun sonunda kazanılan şampiyonlukta katkısı oldukça fazlaydı. Bu bağlamda Fenerbahçe'de -benim gözümde- forma giymiş en önemli golcülerden birisiydi Nobre. Fenerbahçe'de üç sezonda forma giydiği 80 maçta 47 gole imza attı. Baktığımız zaman çok iyi bir gol ortalaması yakalamıştı fakat Beşiktaş'a transfer olduktan sonra onun yerini doldurmakta sıkıntı yaşandı, onun ardından yapılan santrfor transferlerine göz attığımızda zaten ne demek istediğim anlaşılır sanırım üç aşağı beş yukarı.
Ertesi sezonun devre arasında da taraftara 'Dünya Yıldızı' diye lanse edilen, bunun yanında takıma ne kadar katkı sağladığı tartışmaya açık bir isim vardı ; onun adı Nicolas Anelka'ydı tabii ki de. Belki Fenerbahçe'ye çok katkı sağlayamadı ama yine de önemli maçlarda gösterdiği performansı göz önüne alıp konuşacak olursak o da iyi bir transferdi sonuç olarak.
Sonraki sezonlarda ise ara transfer dönemleri Fenerbahçe açısından pekte parlak geçtiğini söyleyemeyiz. Aziz Yıldırım'ın yaptığı açıklamalarda devre arasında yapılan transferlerin takıma yarar sağlamadığını savunarak çok az transfer yaptı takıma. Gelen oyuncularda zaten çok büyük hayal kırıklıklarına neden oldu ve Fenerbahçe'de tutunamadılar, sonuç olarak zamanla onlar da takımdan bir şekilde koptular...
1 Şubat 2011
Tuncay Şanlı Wolfsburg'ta!
Herhangi bir ortamda Tuncay Şanlı'nın ismi geçtiği vakit akıllara gelen ilk gelen takım Fenerbahçe oluyor tabii doğal olarak. Sakaryaspor altyapısından yetiştikten sonra Fenerbahçe'de oynadığı futbolla taraftarın 'Takımın ruhu' yakıştırmalarını yaptığı bir oyuncuydu Tuncay Şanlı. Takımdan ayrıldığı günden bu yana da doğrusunu söylemek gerekirse Fenerbahçe yerini dolduramadı bir türlü, önemli bir yetenekti şüphesiz. 2007 yılında Fenerbahçe'den ayrılıp Midclesbrough'a transfer olduktan sonra kariyeri bambaşka boyutlara geldi aslında. Zira Tuncay Şanlı artık Premier Lig'e transfer olmuştu. Fenerbahçe'de oynadığı süre içerisinde de birçok kez Premier Lig'de oynamak istediği yönünde açıklamaları vardı.
Middlesbrough'ta iyi geçen iki sezonun ardından Stoke City'e transferi tam bir hayal kırıklığıydı bana göre. Middlesbrough'ta çok iyi işler yapan bir oyuncunun Stoke City'de bu kadar dibe vurmasının sebebi, bu iki takım arasındaki kalite farkıdır benim gözümde. Sonuç olarak sıkıntılı geçen Stoke City günlerinden sonra Tuncay Şanlı için bu transfer döneminde birçok haber ortaya atıldı, yazıldı, çizildi derken Tuncay, ara transfer döneminin son gününde Wolfsburg'a transferi gerçekleşti ve 3.5 yıllık sözleşmeye imza attı en sonunda.
İngiltere ile kıyasladığımız zaman Tuncay'ın Almanya'ya transfer olması kendisini gösterebilmesi açısından daha elverişli bir yer, ki Tuncay'da bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirecektir. Ayrıca Wolfburg'ta 6 numaralı formayı giyeceğini de belirtelim son olarak.
31 Ocak 2011
Jozy Altidore & Bursaspor

Transfer döneminin son gününde yoğun bir günü geride bıraktık ve önemli transferler gerçekleşti, gerek ülkemizde gerekse de Avrupa'da. Bu süreçte göze çarpan en önemli transferlerden birisini de Bursaspor gerçekleştirdi bugün. Bursaspor'un şampiyon tamamladığı sezonun ardından özellikle Şampiyonlar Ligi'nde mücadelesi açısından kadroya katılacak isimler çok önemliydi fakat yaz transfer dönemi gerek Ertuğrul Sağlam açısından, gerekse de Bursaspor açısından pek fazla verimli geçtiğini söyleyemeyiz. Çünkü kadroya katılan isimlerden ilk başta beklentiler çok fazlaydı ama takıma takviye edilen isimler ve eldeki mevcut kadro, Türkiye sınırları içerisinde bu yükü kaldırabilecek, lakin Avrupa açısından bakıldığı zamanda pek fazla yeterli bir kadro potansiyeline sahip bir görüntü içerisinde değildi. Bunun sonucunda Şampiyonlar Ligi'nde tecrübesizlikten de kaynaklanan ve beklentilerin çok aşağısında kalan ama Türkiye'de iyi işler yapabilen bir kadro vardı Ertuğrul Sağlamın elinde.
Başarısız geçen Avrupa macerasından sonra, Bursaspor'un şu an itibariyle ligdeki konumu göz önüne alınarak sezon sonunda bana göre ligde Avrupa Kupalarına gitmek için ligi uygun bir yerde bitirdikten sonra ertesi sezon için transferler şimdiden yapılmaya başlandı. İlk olarak Glasgow Rangers'lı Kenny Miller kadroya katıldı ve bu transferle birlikte baya bir ses getirmeyi başardılar. Bu transferin üzerinden çok geçmeden de bugün transferin son gününde Jozy Altidore ile anlaşmaya varıldığı duyuruldu. Jozy Altidore, Red Bull New York'ta başladığı futbol kariyerinde o sezon 37 maçta 15 gol atarak iyi bir hava yakaladıktan sonra Villareal ve Hull City kariyeri kendisi açısından tam bir hüsranla sonuçlandı. Zira bu iki kulüpte çıktığı toplam 37 maçta yalnıza 2 gole imza atabilen bir oyuncu JozyAltidore. Ama bu kulüplerde sergilediği performanslardan bağımsız olarak Altidore'un Bursaspor'da Keny Miller ile birlikte başarılı işler yapacağı kanısındayım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













