Real Madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Real Madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2012

Yine Aynı Film

Gary Lineker'in bir sözü vardır ; "Futbol 90 dakika süren ve sonunda Almanların kazandığı bir oyundur" diye. Bence şu an "Futbol 90 dakika süren ve sonunda Barcelona'nın kazandığı bir oyundur" demek kesinlikle daha doğru olur. Real Madrid son bilmem kaç senedir Barcelona'ya karşı deplasmandaki en iyi futbolunu oynadı ama olmayınca olmuyor bazen. Ömer Üründül'ün de dediği gibi ; "Futbol gerçekten çok enteresan bir oyun"

24 Ocak 2012

Real Madrid'in Kazanma İhtimali?

Dünyada hangi futbolsevere sorsanız, ilk sıraya gözü kapalı bir biçimde Real Madrid-Barcelona maçlarını koyar her açıdan. Bu benim için de böyledir tabii. İki takımın kadro kalitesini hiç tartışmayacağım, tartışırsam çarpılırım zira. Benim için her El Clasico'da kimin forma giydiği pek umrumda olmaz. Bunun sebebi ise, o maçta sahaya çıkan 22 futbolcu da aynı kalitededir benim gözümde. Bu adamlar boşu boşuna dünyanın en iyi iki kulübünde forma giymiyorlar neticede.

Her ne kadar kadro kaliteleri, güç dengeleri aynı olmasına rağmen şu an bu iki takım arasında çok açık bir uçurum var, bunu kabul edelim. Bunu bir Real Madrid hayranı olarak söylüyorum. Real Madrid'in en iyi, en formda olduğu zamanda bile aşağı yukarı son dört senedir oynadıkları maçlarda kazanan çoğu zaman Barcelona olmuştur. Geçen yazmıştım, bu durum tıpkı Fenerbahçe-Galatasaray rekabetinde, Fenerbahçe'nin Kadıköy'de Galatasaray'a kurduğu üstünlük ile eş değer diye. Real Madrid'in farkı, Barcelona'ya karşı her yerde kaybediyorlar. Mekân pek fark etmiyor onlar için.

Hani klişe bir tabir vardır ya ; "son düdük çalmadan asla maç bitmez" işte bu tabir tam Real Madrid ile uyuşuyor. Özellikle Madrid'de oynanan son maçlarda "Bu sefer kazanacağız galiba" gözüyle baktıkları maçları kaybettiler hep. Deplasmanda ise durum daha vahim Real Madrid için, orada da yenilmekle kalmayıp, farklı mağlubiyetler de alabiliyor. 2010'da 5-0'lık bir sonuçla ayrılmışlardı sahadan mesela.

Son olarak, yazının başında "bu maçlarda kimin forma giydiği pek umrumda olmaz" demiştim ama şuna da değinmeden bitirmeyeyim yazıyı. Şayet Guardiola yarın maça Valdes ile başlarsa, bir ihtimal Real Madrid'in kazanma ihtimali olabilir...

20 Ocak 2012

Jose

Real Madrid-Barcelona maçından bir kare. Mourinho'nun surat ifadesine bakılırsa maç bittikten hemen sonra çekilmiş sanırım bu fotoğraf.

19 Ocak 2012

Benzerliğin Bu Kadarı | Real Madrid & Galatasaray

 Maç için özel bir yazı hazırlayamadım ancak az önce istatistiklere bakarken dikkatimi çekti. Barcelona ile Real Madrid arasında yapılan son on maçta Barcelona'nın Madrid'i ezdiği kabak gibi ortada, bunu kabul etmek lazım yani. Kaldı ki Barcelona'nın bu son on maçta elde ettiği galibiyetler, hep farklı oldu. Peki bu durum neden böyle? Kadro kalitesinden mi? Hayır. E aralarında pek fazla güç farkı da yok. Ama işte olmayınca olmuyor, birtürlü kazanamıyor Real Madrid.

O son on maça göz atarken aklıma Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti geldi. Bizde de durum bundan pek farklı değil, böyle diyorum diye birçok tepki alacağım büyük ihtimalle ama, böyle işte. Galatasaray'da Fenerbahçe'ye karşı Kadıköy'de on küsur maçtır kaybediyor. Ama Galatasaray'ın Real Madird'den farkı, onlar en azından kendi evlerinde galip gelebiliyorlar, Real Madrid ise onu bile yapamıyor.

Bana sorarsanız Galatasaray'ın da Real Madrid'den farkı yok. Kadro kalitesi, oyun sistemi filan çok iyi durumda olmuştur hep Galatasaray'ın fsakat, yukarıda da dediğim gibi, "olmayınca olmuyor" bazen.

Pepe n'aber?

Real Madrid iyi takımdır, hoş takımdır severiz kendisini fakat o formayı giymeyi hak etmeyen birileri var ne yazık ki. O isimlerden birisi de Pepe. Yaptığı şu hareketle açık ara maçın yıldızı olmayı başardı diyebiliriz herhalde. Bir yerde kendine yakışanı yaptı ya, neyse.

3 Eylül 2011

Bir Kare #7

Fotoğrafı ilk gördüğümde ben de çok şaşırdım, hatta inanamadım ama evet, fotoğraftaki çocuk İker Casillas. Burada daha 9 yaşındaymış.

6 Haziran 2011

Real Madrid 2011/2012 Sezonu Formaları



Real Madrid'in 2011-2012 sezonunda giyeceği formalar belli olmuş ve ben de blogda yer vermek istedim bu formalara. Siyah forma değil de, özellikle beyaz forma çok hoşuma gitti benim. Hele omuz çizgileri falan baya bi' hoş olmuş. Fırsat bulursam o formadan alacağım mutlaka. Ve tabii ayrıca Hamit, Mesut ve Nuri üçlüsüne bu sezon çok yakışacaktır bu formalar.

9 Mayıs 2011

Nuri Şahin Real Madrid'de

Bu transfer gerçekleşmeden önce yani resmi açıklama yapılmadan öncesine kadar, transferin gerçekleşmeyeceği yönünde bir his vardı içimde ama bugün itibariyle Real Madird'ten açıklama geldi ve Nuri Şahin 6 yıllığına Real Madrid ile anlaştı. Bu transfer gerçekleşene kadar bir sürü şeyler söylendi. Türk oyuncuların Avrupa'da büyük kulüplerde oynayabilmesi için Mesut örneğinde olduğu gibi başka milli takımları tercih etmesi gerektiği şeklinde bir sürü şeyler söyleniyordu ancak hiçte öyle konuşulduğu gibi olmadı bence bu transfer.

Mesut'un Real Madrid'e transferinin resmiyet kazanmasının ardından en çok konuşulan konu, Mesut'un orada forma şansı bulup bulamayacağıydı fakat sezon başladıktan sonra bu söylenenler, yalnızca söylenti olarak kaldı. Mourinho sezon başından itibaren elinden geldiği kadarıyla Mesut'u her maçta oynatmaya çalıştı ve Mesut'ta buna performansı ile cevap verdi. Aynı şey şimdi Nuri içinde geçerli. Yine aynı şeyler konuşuluyor ve Mesut örneğinde olduğu gibi Nuri'de burada forma şansı bulacaktır rahatlıkla. Zaten Mourinho forma şansı vermeyecek olsa, neden Nuri'nin transferinde ısrarcı olsun ki?

Nuri, ülkemizi çok iyi bir şekilde temsil edecektir İspanya'da. Valencia'lı Mehmet Topal örneğinde olduğu gibi. Bir de ayrıca şöyle bir durum var ki, Madrid'e transferi konuşulan bir diğer isim ise, Hamit Altıntop. Eğer onunda transferi gerçekleşirse, Türk futbolu açısından çok önemli transferler gerçekleşmiş olur kısa bir süre içerisinde. Bayern'de olduğu gibi, Madrid'te de rahatlıkla uyum sağlayacaktır Hamit, tabii transferinin gerçekleşmesi durumunda.

28 Nisan 2011

Real Madrid 0-2 Barcelona

Dün akşamla beraber, şimdiye kadar üç tane El Clasico izledik ve bu üç maçta biz futbolseverlerin en çok yakındığı nokta, hani o meşhur bundan önceki El Clasico'larda yakalanan tempo ve insanları mest eden oyunun oynanaması en azından benim canımı sıktı biraz.

Dediğim gibi maç bariz bir şekilde sıkıcı bir tempoda başladı ve aslında bu tempo, kesinlikle Barcelona'nın işine geliyordu. İlk yarı boyunca ve hatta maç boyunca yani 70'e kadar olan zaman zarfından Messi ve Ronaldo'nun istenileni sahaya yansıtamamasında temponun ben denli düşmesinin katkısı olduğunu da söylemek lazım. Ama bu ikili 70. dakikaya adar istenileni veremedi belki ama sonuç itibariyle son sözü Messi söyledi.
Bu maçta -bundan önceki iki maçta olduğu gibi- değişmeyen tek bir şey vardı. O da saha içinde ve dışındaki gergin hava. Bu konuda yani gerginlik dendiği vakit, Barcelona'lı oyuncular bu konuda çok fazla çaba harcadılar oynanan maçlarda. Hep bir gerginlik ortamı yaratmaya çalıştılar ve o ortamı bu maçta da sürdürmeyi başardılar doğrusu. Maçın devre arasnda çıkan olaylar, çıkan kırmızı kartlar falan, ikinci yarının da "yüksek" tempoda geçeceğinin sinyallerini vermişti esasında bizlere.

İkinci yarıda Pepe'nin oyundan atılması maçın kırılma anıydı bana göre. Çünkü o dakikaya kadar oyunda var olan düşük temponun üzerine Pepe'nin atılması, Barcelona için büyük bir avantaj anlamına geliyordu ve bu avantajı da çok iyi kullandılar maçın sonunda. Madrid'te alınan 0-2'lik mağlubiyet, Real Madrid için işleri epey zorlaştırdı. Bu oyun şablonuyla Nou Camp'taki maçta Madrid'in işi elbette ki çok zor ama çıkmamış candan ümit kesilmez misali bir sürpriz gerçekleşmesini bekleyeceğiz artık. Bana sorarsanız ; Barcelona-Manchester United finali çok ama çok yakın ama yine de bekleyip görelim diyorum...

21 Nisan 2011

Real Madrid 1-0 Barcelona | Mourinho...

Mourinho gerçekten çok büyük bir teknik adam. Bunu her zaman söylemişimdir ve her zaman savunmuşumdur. Real Madrid'e gelmeden önce yaptıkları ortada zaten. Ve şimdi de Real Madrid'in başında elde ettiği Kral Kupası zaferi...  Bu kupanın gelmesinde Cumartesi günü oynanan El Clasico'nun önemi de oldukça büyüktü bana göre. Çünkü ilk maçın ardından Mourinho'nun Barcelona'yı çözmesi anlamına geliyordu ilk maç ve sahadan beraberlik çıkmasına rağmen, tüm kozlarını Kral Kupası maçında oynayacaktı hâliyle Mourinho.
Saha'ya da ilk maçtaki Barcelona'nın genel görünümüne göre bir 11 çıkartmıştı Mourinho. Maça ilk önce Barcelona'nın hızını, temposunu düşürme düşüncesiyle başlamıştı Real Madrid. Ancak Barcelona'da şöyle bir durum var ki şu iki maçtır, Real Madrid karşısında bir türlü o istedikleri tempoya bir türlü ulaşamadılar ve bu tempoyu yakalayamadıkları için de, sahadan istemedikleri sonuçlarla ayrıldılar. Lig maçında Mesut Özil maçın kilit oyuncularından birisiydi. Yani Real Madrid'in sahadan 1 puan almasının en önemli mimarlarından birisiydi hatta. Bu maça da beklenildiği üzere 11'de başlamıştı ancak onun yerine Benzema'nın kesilmesini Madird için dezavantaj oluşturcağını düşünüyordum lakin, ileri uçta Ronaldo fena bir oyun oynamadı maç boyunca. Takımda hem moral, hem de psikolojik açıdan düzelme olduğunu da belirtelim. Bunun en belirgin kanıtı ise, Real'in son iki maçtır Barcelona'ya karşı cesur oynabilmesi bu durumu kanıtlar nitelikte.

Hoş, maçı 70'den sonra takip edemedim ama sabah kalkar-kalkmaz özetine denk geldim ve Ronaldo çok önemli bir gole imza atmış uzatma dakikalarında. Maçın sonunda her ne olursa olsun, Barcelona'yı yenmek ve Real'in kupaya uzandığını görmek, tarifsiz bir durum. Açık konuşmak gerekirse, bu saatten sonra Real Madrid  ligi Barcelona'ya bıraksa bile umrumda olmaz. Onun yerine Şampiyonlar Ligi'nin kazanmasını tercih ederim ben. Bir de ilk yarıdaki 5-0'lık mağlubiyetin rövanşını Barcelona'yı kupadan iterek almakta ayrı bir güzel olay. Bakalım, önümüzde daha iki El Clasico daha var ve bu kalan iki maç bizlere neler gösterecek...

17 Nisan 2011

Real Madrid 1-1 Barcelona

18 günlük El Clasico heyecanının ilk maçı dün oynandı ve sahadan beraberlik çıktı. Şimdi geriye kaldı üç maç. Maç öncesinde daha bol pozisyonlu, daha hareketli bir El Clasico bekliyordum ancak bu beklentilerimin maç başladığı andan itibaren suya düştüğünü söyleyeyim öncelikle. İki takımın bu sezon ligde diğer takımlarla oynadığı karşılaşmaları göz önüne alınca, insan hâliyle daha vurdulu-kırdılı bir maç bekliyordu ama olmadı işte. İki takımda  maça ilk önce savunmayı düşünerek, temkinli bir başlangıç yaptı. Barcelona'nın maça bu kadar durgun bir giriş yapmasının nedeni, deplasmanda oynuyor olmasıydı kesinlikle. Tamam, ligde bu güne kadar önüne geleni duman eden bir takım görüntüsü içerisindeler belki ama dün akşam karşılarındaki takım, her ne kadar ilk maçta 5 golle uğurladıkları Real Madrid olsa da, Real Madrid her zaman Real Madrid'dir. O açıdan biraz sakin bir havada başladı maç. Real Madrid'in maça aynı Barcelona gibi başlamasındaki neden de, ilk maçta alınan skordu bence.
Maçın ilk bölümlerindeki durgunluk belli bir süreden sonra yerini bu maçtan önce ben dahil, tüm futbolseverlerin asıl beklentisi olan 'zevkli maç' havasına girmeye başlamıştı yavaştan. Real Madrid'e oranla Barcelona'nın kaybedecek pek bir şeyi olmadığı için, ilk yarıda hücumu düşünen taraf Barcelona'ydı. Messi ile yakaladıkları çok mühim bir-iki pozisyon vardı ama onlardan da bir sonuç alamadılar. Real Madrid'de ise Benzema ile Di Maria hücum bölgesinde beli bir çaba içerisindeydiler ama dün akşam Di Maria'ya maç genelinde ben pek bir anlam veremedim. Hatırladığım kadarıyla iki veya üç tane net pozisyon vardı maç içinde ve bu pozisyonları hunharca harcadı.

İkinci yarıda Real Madrid 10 kişi kaldıktan sonra çoğu insan Barcelona'nın fark'a koşacağnı düşünüyordu belki ama Mourinho herkesi yanılttı net bir biçimde. Barcelona'nın gelen golünden sonra Mesut değişikliği çok şeyi değiştirdi Real Madrid için. Bu değişiklikle orta saha'da dengeler tekrardan kurulmuştu ve Real Madrid'in çok ciddi pozisyonlar yakaladığı anlara tanık olmuştuk. Tıpkı Barcelona'nın golü gibi, Real Madrid'in golünün de penaltıdan geldiğini de belirtelim ve o penaltı, penaltı mıydı? diye sorarsanız, bence tartışmaya açık bir pozisyondu.

Velhasıl, maç 1-1 sona erdi ve yazının başında dediğim gibi, ilk El Clasico beklentilere cevap veremedi pek. Bundan sonra önümüzde daha ü maç daha var ve bu üç maç, bu maça kıyasla daha zevkli geçer diyelim. Son olarak, bu beraberlikle Real Madrid büyük ihtimalle şampiyonluk yarışına son noktayı koydu burada. Kalan maçlara baktığımız zaman, Barcelona artık şampiyonluğa yürür gider.

13 Nisan 2011

El Clasico'ya Doğru #1 : Giriş

Beklediğimiz hafta geldi çattı ve her anlamda El Clasico'ya doyacağımız bir haftaya girmiş bulunmaktayız şu dakika itibariyle. Bu senenin geçen senelere nazaran en önemli ve dikkat çekici yanı ise, bu iki takımın önümüzdeki 18 gün boyunca toplam 4 kere karşılaşacak olması ben dahil, futbol'a ilgisi olan herkesi heyecanlandırdığını tahmin edebiliyorum. Zaten böyle bir şeyi tahmin etmek için futboldan çok iyi anlamaya da gerek yok. Başlı başına 18 gün boyunca futbol'a doyacağımız bir sürecin içine gireceğiz. 18 gün dedik, dört karşılaşma dedik ve işte o malum 18 gün içerisindeki maç fikstürü de aynen şu şekilde.
16 Nisan Cumartesi 

La Liga 32. Hafta Karşılaşması

20 Nisan Çarşamba 


İspanya Kral Kupası Final Maçı

26-27 Nisan 

UEFA Şampiyonlar Ligi Yarı Final 1. maçı


3-4 Mayıs 
UEFA Şampiyonlar Ligi Yarı Final 2. maçı
Maç tarihleri bu şekildeyken bir de iki takımın genel durumuna bakalım bir de. Real Madrid için bu maçın öneminden zaten bahsetmemize gerek yok. Çünkü ligde Barcelona ile arasındaki 8 puan farkın yanında, ligin ilk yarısında Nou Camp'taki deyim yerindeyse 'tarihi hezimet'in rövanşını almak olacaktır öncelikle Real Madrid'in hedefi. O maçta farkın bu kadar abartılı olmasının temel nedeni bence, Mourinho'nun daha o haftalarda takımı tanıma aşamasında olmasından dolayı kaynaklandığını düşünüyorum şahsen. Barcelona'daki sistem zaten sürekli  aynı işlediği için karşılarındaki rakibin Real Madrid olduklarına aldırmadılar pek ve ortaya bambaşka bir sonuç çıktı özetle. Tabii bu söylediklerim işin biraz 'bahane' boyutu ve artık bu hafta oynanacak olan maça bakmak lazım artık.

Real Madrid'de bu maç için kilit oyuncuların Adebayor, Ronaldo ve Mesut olacağı kanısındayım. "Neden Mesut?" sorusuna da hemen cevap vereyim yeri gelmişken. Real Madrid'e geldiği bundan bu yana kötü oynadığı maçların sayısı, bir elin parmağını geçmez. O açıdan Barcelona maçının kilit oyuncularından birisi de Mesut olacaktır.

Barcelona'ya pası atmak gerekirse de, savunmalarını bir kenara koyup, müthiş bir orta saha-forvet uyumuna sahip bir takım olduklarını herkes biliyordur zaten. Bu yüzden Real Madrid orta sahasında Barcelona'nın hızını kesebilmek açıısndan Xabi Alonso'nun performansının belirleyici olacağını da söyleyelim şimdiden.


Orta saha dedik, forvet dedik ama bir de Messi faktörü var tabii. Bu yazıyı okuyanların özellikle bu paragrafta hayretler içinde kalacağını düşünerek söylüyorum ki, Messi'yi her ne kadar sevmesem de, bana antipatik gelmesine rağmen de, Madrid'li oyuncuların oynanacak dört maçta da Messi'yi durdurabileceklerini sanmıyorum. Çünkü bugüne kadar Barcelona ile karşılaşan hiçbir takım böyle bir şeyi gerçekleştiremedi ve muhtemelen Real Madrid'de bunu gerçekleştiremeyecektir. El Clasico'ya daha üç gün gibi bir süre var daha ve maç gününe kadar, konuyla ilgili bir kaç yazı daha yazarım belki duruma göre...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...