Kadınlar Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadınlar Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2011

Mucizenin Adı : Japonya

Dünya Kupası başlamadan evvel çıkıpta "Bu kupayı Japonya kazanır" deseydiniz, size bariz bir biçimde gülerdi herkes. Ancak grup maçlarından, finale kadar olan süreçte neredeyse her maçta çok güzel top oynadılar. Tabii buna rağmen ben finale kadar geleceklerini hiç sanmıyordum. Çeyrek finalde Almanya'yı eledikten sonra bazı şeylerin sinyallerini vermişlerdi ama yine de işleri zordu. Yarı finalde İsveç'i de eleyince, artık önlerinde yalnızca bir maç kalmıştı ve o maçta da rakip ABD'ydi. 

Nereden bakarsanız bakın, ülke olarak toplam 7 milyon lisanlı kadın futbolcuya sahip bir takımla karşı karşıya geleceklerdi. Ben maç öncesinde doğal olarak ABD'yi favori görüyordum ve maça da beklenildiği gibi başladılar. Maç boyunca yakaladıkları pozisyonları değerlendirebilselerdi, ABD için çok rahat bir final maçı olacaktı büyük ihtimalle lakin olmayınca olmuyor işte. Japonya uzatmalara kadar direndi bir şekilde ve buna rağmen 104'de Morgan'ın golü her şeyi değiştirmişti onlar için.

 Tâ ki 116'da Sawa sahneye çıkana kadar. Hoş, maç 2-1 devam ederken ben 113. dakikada uykuma yenik düşüp maçı kapatmıştım ve penaltıları görememiştim ama Japonya gerçekten büyük bir işe imza attı dün akşam. Haklarını teslim etmek lazım sonuna kadar. Ayrıca "Altın Eldiven" ödülünü Hope Solo kazanmış dün akşam. Onu da tebrik edelim unutmadan.

10 Temmuz 2011

Dram

"Öyle oldu böyle oldu" derken, Kadınlar Dünya Kupası'nda çeyrek final maçlarını da yarıladık dün itibariyle. İki maç vardı dün ve bu oynanan iki maçta rahatlıkla hakkını verdi diyebilirim. Maç sırasına göre gidecek olursak ; günün ilk maçı İngiltere-Fransa'ydı. İki takımın arasında öyle baktığımız zaman pek aman aman bir güç farkı yoktu belki ancak Fransa biraz daha ön plandaydı. Hatta bunu çeyrek final maçlarını değerlendirirken de söyledim. Gerçi her ne kadar Fransa'yı favori görsem de, maça iyi başlayan taraf İngiltere olmuştu ve beni bir nevi ters köşeye yatırdılar oynadıkları oyunla. Maça Fransa'ya nazaran daha istekli başladılar. Üzerine bir gol de bulunca, kendi kendime "artık İngiltere bu maçı vermez" dedim ama beni yine yanılttılar.

Ayrıca İngiltere'nin attığı gole de biraz değinecek olursak, bu turnuvada şu güne kadar o kadar gol atıldı ve atılan gollerin bir çoğu güzeldi ancak bu gol yani Jill Scott'un golü ayrı bir güzeldi bana göre. Öbür yandan Bussaglia'nın attığı gol de şahaneydi. Onun da hakkını yemeyelim şimdi.

Bir de ben Kelly Smith için ayrı bir parantez açmak istiyorum. Kendisi gerçekten çok büyük bir oyuncu. Bunu bir kez daha ispatladı dün. İngiltere'nin maçta değişiklik hakkı bitmişti ve hâl böyle olunca sakat sakat, tek ayakla bütün devre oynamasını takdir ettim. Üzerine penaltı atışlarında da penaltıyı gole çevirmesi tek kelimeyle ; inanılmaz. Ancak penaltılar sonunda kazanan Fransa'ydı işte. İngilizler tam kazanacakken, bir an da kaybeden taraf oldular.

Günün son maçı Almanya-Japonya maçıydı. Bu maç için benim gözümde kesin favori Almanya'ydı ancak o maçta da ters köşeye yattık. Gerçi Almanya'nın şu güne kadar oynadığı futbolla Japonya'yı elemesi çok zor bir olasılık olarak görülüyordu ve nitekim Japonya maçı onlar için yolun sonu oldu artık bir yerde. Almanya için eleştirdiğim bir konu var. Silvia Neid tamam büyük hoca vs. falan ama bu turnuvada bence çok büyük yanlışlar yaptı. Bajramaj mesela. Bütün turnuva boyunca Bajramaj'a çok az forma şansı verdi ve en azından biraz daha şans tanısaydı, biraz daha farklı olabilirdi belki şu an durum. Keza aynı şekilde Popp konusunda da -Japonya maçı için söylüyorum bunu- maçın sonlarına doğru oyuna sürmesi yanlıştı. Tabii böyle diyoruz biz ama giden gitti artık. Japonya'da çok önemli bir iş başardı hakikatten. Haklarını teslim etmek lazım. Bundan sonra yarı finalde ne yaparlar bilemiyorum fakat bu turnuvada şu an itibariyle büyük işlere imza attılar bile.

Bir Kare #5

Japonya-Almanya maçından... 108. dakikada Maruyama topa vuruyor ve sonrasında Almanya kupaya veda ediyor. Ne diyelim, yazık oldu.

7 Temmuz 2011

Kadınlar Dünya Kupası & Çeyrek Finaller

Gündem o kadar yoğun olmasına ve bununla beraber yazacak o kadar şey olmasına rağmen, pek ilgilenmemeye çalışıyorum malum şike soruşturmasıyla. Zira henüz ortada kesin bir şey yok ve şimdi ne yazsak, havada kalma ihtimali çok yüksek çünkü. Onu şimdilik bir tarafa koyup, Kadınlar Dünya Kupası'na odakladım kendimi şu an. Bildiğiniz üzere -takip edenler bilir- grup maçları dün itibariyle sona erdi ve turnuvayı yarıladık diyebiliriz. Şunun şurasında 10 gün gibi bir süre kaldı çünkü.

İngiltere - Fransa

Turnuva başlamadan önce favori gördüğüm takımlardan birisiydi İngiltere. Ancak maçlar başlayınca ve İngiltere'yi  adamakıllı izledikten sonra bu fikrim değişti. Kadro kalitesi açısından çok iyi isimlere sahipler eyvallah ama üç maç geride kaldı ve bu üç maçta istenilen oyunu sergileyemediler bir türlü. Takımda Kelly Smith bir şeyler yapmaya çalışıyor ama o da bir yere kadar yani. Takımda Kelly Smith'e ayak uyduracak başka isim yok diyelim kısacası. Belki Fara Williams ve Faye White bir şeyler yapmaya çalışıyor ancak yeterli olmuyor o da.

Fransa turnuvanın açılış maçında Nijerya karşısında vasatın üzerine çıkamamıştı lakin onlar da ikinci ve üçüncü maçlarda toparladılar durumu. Gerçi son maçta Almanya'ya karşı kaybettiler ancak yine de fena top oynamadılar bence. Grup maçlarında Fransa için ön plana çıkan isimlerin Delie ve Necib olduğunu da söyleyelim. Necib'e ayrı bir parantez açmak gerekirse, oyun yapısı Nasri'ye çok benziyor. Bunu daha önce de söyledim, şimdi de söylüyorum. Bu eşleşmede iki takım arasında pek güç farkı olmamasına karşın, ben Fransa'nın tur atlayacağını düşünüyorum.

Almanya - Japonya

Almanya bu turnuvanın mutlak favorilerinden. Gerçi favori dediğime bakmayın, yalnızca kağıt üzerinde favoriler şu an. Grup maçları boyunca hiç öyle iç açıcı bir futbol oynamadılar. Bunun en büyük nedenlerinden birisi, Fatmire Bajramaj'ın takımla yaşadığı sorun. Fatmire Bajramaj kötü oynayınca, hâliyle bu durum takıma da yansıyor ve ortaya böyle kötü futbol çıkıyor. Hatta söylentilere göre takım arkadaşları Bajramaj'a oyun içinde pas atmamak için sözleşmişler. Tabii bu ne kadar doğru, bilinmez. Yine de bir sıkıntı olduğu gerçek.

Bajramaj istenileni veremedi dedik ama Almanya öyle tek bir oyuncuya bağlı bir takım değil. Hani Bajramaj kötü oynasa Grings, Popp veya ne bileyim, Kim Kulig falan sahneye çıkıyor. Ki çeyrek finale maç kaybetmeden gelmelerinde takım oyununun etkisi oldukça fazla.

Japonya ise bu turnuvanın en dirençli, en iyi futbol oynayan takımlarından birisi. Onlar da takım oyununu çok iyi oynuyorlar. Ben Japonya'nın yalnızca bir maçını takip edebildim bugüne kadar fakat izlediğim maçta Nagasoto'yu çok beğenmiştim. Ayrıca Japonya için şunu da söylemek gerekirse, İngiltere'ye kök söktüren Meksika'ya dört tane salladıklarını da hatırlatalım. Almanya karşısındaki şanslarına değinmek gerekirse de ; tur atlamaları zor şu aşamada ancak, imkansız değil.

İsveç - Avustralya


'Kısmetli takım' benzetmesi ne kadar doğru bilemem ama son maçta ABD'yi yenip Avustralya ile eşleşmeleri gerçekten büyük şans oldu İsveç için. Ha, son maçta kazanan ABD olsaydı aynı şeyi onlar için de söyleyecektik. Çünkü "Brezilya ile mi yoksa Avustralya ile mi eşleşmek isterseniz?" diye sorsalar, herkes Avustralya'yı tercih eder. Nedeni ise çok basit, Avustralya daha tecrübesiz bir takım Brezilya'ya göre. Yanlışım yoksa, tarihlerinde ikinci kez çeyrek finale çıkmışlar. İsveç karşısında neler yapacaklar, bakalım bekleyip göreceğiz.

İsveç, grup maçlarında fena top oynamadı. Kötü oynadığı maçları bile kazanmasını bildi. Bu açıdan biraz kendilerini zorladılar ve Avustralya ile eşleşmeleri onlar için büyük bir şans oldu. Grup maçlarında takımın en önemli oyuncusu olan Lotto Schelin'in gol atamaması onlar için büyük sıkıntı yarattı belki ama bence bu şanssızlığını Avustralya karşısında kıracaktır mutlaka.

Brezilya - ABD


ABD'nin en kısmetsiz takım olduğundan söz etmiştim yukarıda. Çünkü Brezilya ile eşleştiler. Bu turnuvanın en güçlü favorilerinden biriyle. Gerçi şimdi haklarını yemeyelim, kötü futbol oynamadılar grup maçları boyunca ancak ne yaparsanız yapın, karşınızdaki takım Brezilya. Ben şahsen çok fazla şansları olduğunu sanmıyorum ama göreceğiz yine de.

Brezilya'dan ise o kadar uzun uzun bahsetmemize gerek yok sanırım. Bu takımda Marta'nın tek başına gösterdiği performans bile onlar için yeterli olacaktır. Yani Marta gününde olursa, Brezilya'nın pek tutulma şansı olmaz. Hele bir de o gün takım olarak çok iyilerse, rakip takım için büyük sıkıntı olur.

6 Temmuz 2011

Bir Kare #4

Muhtemelen Almanya karşısında alınan 4-2'lik mağlubiyetin ardından...

29 Haziran 2011

'Kaçan Balık' Büyük Olur : Servet Uzunlar

Esas değinmek istediğim konuya geçmeden önce şunu belirteyim öncelikle. Son bir haftadır blogda sürekli Dünya Kupası'nı ele aldığım bir gerçek. Bu durumdan ben bir bakıma memnunum ama, memnun olmadığım durumlarda var muhakkak. Bu durumun böyle olmasında, yazacak pek fazla konu olmamasının da etkisi var bir de. Uzun lafın kısası ; yazacak konu olmadığı için bu aralar Dünya Kupası'na yüklendik efendim. Bunu da belirtmek istedim yani.

Neyse, o meseleyi bir kenara koyup, asıl değinmek istediğim konuya geçeyim en iyisi. Bu yazıyı yazmamda bugün oynanan Brezilya-Avustralya maçının etkisi oldukça fazla. Zira orada izlediğim Servet Uzunlar beni oldukça etkiledi. Hani oynadığı oyundan ziyade, bir Türk oyuncunun Türkiye milli takımında değil de, başka bir ülkenin milli takımında forma giyiyor olması, hep benim canımı sıkmıştır. Erkeklerde en yakın örnek olarak, Mesut Özil'de olduğu gibi. Ama bir yerde de kendinizi o oyuncunun yerine koyduğunuz zaman, o oyuncuya hak veriyorsunuz ister istemez.

Oturup düşündüğünüz vakit, Avustralya'da doğmuşsunuz ve doğduğunuz ülkenin formasını giymek sizin en doğal hakkınız. Ama biz olaya hep duygusal yönden baktığımız için, insan biraz üzülüyor yani. Ben de Servet'in yerinde olsam, Avustralya milli takımında oynamayı tercih ederim şahsen. Çünkü kalkıp Türkiye'de oynasan, kendini geliştirme fırsatın olmaz bu şartlarda. Aslında bizim bu olaylardan ders çıkartmamız gerekirken, hâlâ akıllanmıyoruz. Bu ve bunun gibi örnekleri görmemize rağmen, kadınlar futbolunda bazı şeyleri değiştirmek yerine, oturup öyle bakıyoruz anca.

Şunu da belirteyim ayrıca. Şimdi yeni bir moda çıktı son birkaç gündür. Bazı kişiler, bilmediği daha doğrusu takip etmediği spor dallarında "ulemalık" tasladığı yönünde şeyler söylendi durdu. Bu ve bundan önce kadınlar futbolu ile ilgili yazdığım yazılar öyle algılanmasın lütfen. Kaldı ki Servet Uzunlar'ı ben ilk kez izlemiyorum. Bundan önce de bu sezon Fortuna Hjörring'in birkaç kez Şampiyonlar Ligi maçını izleme fırsatını bulmuştum ve Servet Uzunlar'ı da orada izlemiştim.

Servet'in kendisinden de bahsetmek gerekirse, Sidney doğumlu olduğunu söylemiştik ve kendisi 1989 doğumlu. Servet için şöyle ilginç bir durum var ki, Harry Kewell'ın bile kabul edilmediği Avustralya Spor Enstitüsüne bir şekilde kabul edilmiş. Zaten sonrası da bildiğiniz gibi, orada yetiştikten sonra bugüne kadar gelmesini bilmiş ve şu an kendisi Dünya Kupası'nda forma giyiyor.

28 Haziran 2011

İlk Maçlar = Hayal Kırıklığı

Kadınlar Dünya Kupası'nın üçüncü gününü bugün itibariyle geride bıraktık ve bu üç gün boyunca toplam altı maç izledik. Bu üç gün boyunca zevkli maçlar da izledik elbette ama genel görüntü ; mücadele açısından vasat, skor açısından ise kısır maçlardı genel olarak. Kaldı ki oynanan altı maçta toplam gol sayısının on iki olması, bu durumu net bir biçimde gözler önüne seriyor. Atılan gol sayısı bir yana, oynanan oyunun hâyâl kırıklığı yaratması biraz üzücü tabii. Çünkü insan Dünya Kupası'nda kaliteli, tempolu maçlar seyretmek istiyor doğal olarak. Ama biraz da bunu daha turnuvanın ilk maçları olduğu için oyuncuların turnuvaya uyum sürecine bağlayabiliriz bir ihtimal.

Takımların oynadığı vasat oyunun yanında, hani belli beklentilerin olduğu isimlerin de ilk maçlarda kendilerinden beklenen oyunu sahaya yansıtamamaları da ayrı bir konu. Mesela Almanya, Kanada karşısında kazanmasına rağmen kötü futbol oynadı. Maç sonunda Silvia Neid'ın yüz ifadesi pek iç açıcı değildi doğrusunu söylemek gerekirse. Almanya'nın iyi oynayamamasından ziyade, Fatmire Bajramaj'ın da süre aldığı bölümde de istenileni verememesi onlar için sıkıntı yaratabilir ilerleyen maçlar için.

Turnuvanın bir diğer favorisi olan İngiltere'de de aynı durum Kelly Smith için geçerli. Gerçi Kelly Smith bir yana, İngiltere'de takım olarak çok kötü. Hatta onlar Almanya'dan da kötüler şu an için. Kötü diyoruz ama, bir yerde haklarını da yemeyelin şimdi. Dün maçın ilk yarısında biraz iyi oynadılar ama daha üstün olan taraf Meksika'ydı maçta ve maçın sonunda 1-1'lik eşitlik vardı.

Biraz da bugünkü maça değinecek olursak ;ABD genel olarak iyi bir izlenim bıraktı ben de. Bir Almanya veya İngiltere'ye göre daha iyi top oynadılar. Bu oyunu sürekli hâle getirebilirlerse, bu turnuvada en az bir yarı final görme şansları olabilir. .Ayrıca bir de yarın Brezilya'nın maçı var ve o maçta da Marta'yı dikkatlice izlemek lazım. Duruma göre Marta için de özel bir yazı yazabilirim ilerleyen günlerde.

Son olarak şu bilet mevzusu da kafama takılmadı değil hani. Aklıma gelmişken o konudan da söz etmek istiyorum. Turnuva öncesinde satışa çıkartılan tüm biletlerin tükendiği söyleniyordu ancak ilk üç günde izlediğim maçlarda tribünlerde boşluklar çok göze battı. Bugünkü ABD maçında da oldukça fazla boşluklar vardı mesela. Umarım diğer maçlarda bu boşluklara tanık olmaz yine.

27 Haziran 2011

26 Haziran 2011

Nijerya 0-1 Fransa | Açılış

Aylardır beklediğim gün geldi en sonunda ve Dünya Kupası serüveni başladı bugün itibariyle. 23 gün sürecek turnuvada toplam 32 karşılaşmayı izleme imkanı bulacağız. İlk maç yani açılış maçını geride bıraktık ve bu maçın 'vasat' geçtiğini düşünüyorum şahsen. A Grubu'nda Fransa, Nijerya, Kanada ve Almanya takımları yer alıyor ve bu grubun tabii ki de mutlak favorisi tartışmasız Almanya. Almanya'dan sonra ikincilik için çekişmesini beklediğim takımlar Kanada ve Fransa'ydı. Almanya'nın bu akşam kazanacağını vasayarsak, bu iki takımın çekişmesine tanık olacağız sanırım bu grupta. Esasında Fransa'da pek öyle abartılı bir top oynamadı bu maçta ama kazanmaları çok önemliydi ikincilik açısından.

Nijerya ise bu grubun en zayıf halkası. Bu maç için genel beklenti ; Fransa'nın nasıl top oynayacağından ziyade, Nijerya'nın buna nasıl karşılık vereceğiydi. Maçın ilk dakikalarının orta saha mücadelesi şeklinde geçmesi, maçı biraz sıkıcı bir hâle getirmişti ancak ilk 20-25 dakikadan sonra Fransa yavaş yavaş formunu buldu maçta. Fransa'nın hareketlenmesinde Abily ve Necib'in katkısının da oldukça fazla olduğunu söyleyebilirim. Özellikle Necib'i ben çok beğendim bu maçta. Benzetme ne kadar doğru olur bilmem ama oyun stili biraz Samir Nasri'ye benziyor açıkçası.

Nijerya'da ise beni en çok etkileyen isim Oparanozie oldu. Fizik güç açısından çok kuvvetli bir isim. Aynı şekilde çalım yeteneği de gayet iyi. Bugün Nijerya Fransa karşısında genel olarak pek etkili olamadı belki ama bireysel çabasıyla takımına bir şeyler kazandırmak istedi, olmadı tabii. Nijerya için maçın kırılma anı, yine Oparanozie'nin kaçırdığı pozisyondu kesinlikle. Hani çok net bir gol kaçırdı ama bir yer de "bu kadar da olmaz" dedirtti artık. Yakaladığı pozisyonda biraz daha düzgün vurabilseydi Nijerya için bazı şeyleri değiştirebilirdi bugün.

İkinci yarıda Fransa kendini biraz zorladı ve o istediği golü Delie ile buldu bir şekilde ve golü bulduktan sonra Nijerya'nın direncinin kırılmasıyla yine çok sıkıcı bir maç izledik kısacası. Bu grupta Almanya'dan sonra hangi takımın gruptan çıkacağını gerçekten çok merak ediyorum. O açıdan biraz bekleyip, görelim diyorum.

23 Haziran 2011

Kadınlar Dünya Kupasına Doğru #4

Yazacak konu olmayınca şu sıralar bol bol video ve fotoğraf paylaşmaya devam ediyorum blogda. Bu işin biraz suyu çıktı gibi, farkındayım ama durum böyle. Kadınlar Dünya Kupası'na 3 gün gibi bir süre kalmışken, turnuvanın şarkısı da belli olmuş.  Şarkıyı Mel C seslendirmiş ve şarkının adı da Rock Me. Bana sorarsanız gayet başarılı olmuş. Bütün turnuva boyunca sık sık dinleriz artık bu şarkıyı.

22 Haziran 2011

Kadınlar Dünya Kupasına Doğru #3

İnternette öyle araştırma yaparken rastladım bu videoya. İlgimi çekti, ben de blogda yer vermek istedim. Sağ olsun Dağhan Irak'ta izin verdi ve yayınladık sonuç olarak. Ayrıca Lira Bajramaj ne kadar hoş bir kadın değil mi? Hatta olayı biraz abartıp, en beğendim kadın futbolcu diyebilirim kendisi için.

Videonun Kaynağı :  http://tr.eurosport.com

19 Haziran 2011

Bir Kare #2

Malum sezon bittiği için yazacak pek fazla konu bulamıyoruz ve daha çok video, fotoğraf gibi şeyler paylaşmak durumunda kalıyoruz buraya. Kadınlar Dünya Kupasına sayılı günler kala, Almanya antrenmanından bir kare. Silvia Neid ile Birgit Prinz aynı karede.

16 Haziran 2011

Kadınlar Dünya Kupasına Doğru & Stadyumlar

Wolkswagen Arena, Wolfsburg

Bay Arena, Leverkusen

Rudolf Harbig Stadion, Dresden

İmpuls Arena, Augsburg 

Rhein Necker Arena, Sinsheim

Borussia Park, Gladbach

Olympiastadion, Berlin

Waldstadion, Frankfurt

Ruhrstadion, Bochum

26 Mart 2011

Kadınlar Dünya Kupasına Doğru

Kadınlar futbolu'na olan merakımın yanında son birkaç gündür buraya yazabileceğim malzemenin çıkması çok iyi oldu açıkçası. Şimdi de bu yaz Almanya'da düzenlenecek olan Dünya Kupası ile ilgili bir şeyler karalamak istedim buraya. Değinmek istediğim asıl konuya gelmeden önce neden Kadınlar futbolu'na bu kadar fazla ilgi duyduğumu belirteyim. Türkiye'deki Kadınlar futbolu potansiyeli pek iç açı olmadığından ancak Avrupa'daki maçları takip edebiliyorum ve oradaki maçlarda tıpkı erkeklerde olduğu gibi mücadele dozu yüksek maçlar oynanıyor. Kadınlar futbolunda ilgimi çeken bir diğer önemli nokta ise, erkekler de olduğu gibi sertlik pek fazla ön plana çıkmıyor ve hâl böyle olunca, seyir zevki daha fazla artıyor.

Neyse, bu kadar bilgiden sonra asıl konumuza geçelim. Bilmeyenler için tekrarlayalım, bu yaz Almanya'da 26 Haziran-17 Temmuz arasında bir Dünya Kupası organize edilecek. Dokuz şehirin ev sahipliği yapacağı turnuvada, ev sahibi konumunda olan son şampiyon Almanya, her zaman olduğu gibi mutlak favoriler arasında yer alıyor. Almanya'nın yanı sıra Brezilya, İngiltere ve İsveç'in de favoriler arasında yer alan diğer ülkeler olduğunu belirtelim. Turnuvanın genel özelliklerine göz atacak olursak da, Erkekler Dünya Kupasında olduğunun aksine Kadınlar'da da 16 takımın katılacağı ve dört gruplu bir organizasyon olacak.
Merak edilen en önemli konu, bu Dünya Kupası'nın izleyiciler tarafından ne kadar ilgi göreceğiydi elbette. Şu ana kadar satışa sunulan 1 Milyon biletten yaklaşık 500 bin tanesinin satıldığı yönünde haberler geziyor internet sitelerinde. Bu oldukça çılgın bir rakam bence. Hele bir de organizasyonun Kadınlar futbolu olduğunu göz önüne alırsak, hakikatten küçümsenmeyecek cinsten bir rakam bu.

Şu an Dünya Kupası için söyleyeceklerim bu kadar. Önümüzde daha üç ay gibi bir süre var ve bu zaman zarfı içinde buraya daha çok yazı yazarız.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...