Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2012

Size Ne Desek Ki Şimdi?

Bugün maça gidip gitmemek konusunda epey kararsız kalmıştım, sonuç itibariyle gidememiştim. Bu akşam olan olayları gördükten sonra da "İyi ki gitmemişim!" diyorum kendi kendime. Sebebi ise takımın oynadığı basketbol filan değil. Kesinlikle taraftarlar yüzünden, evet bildiğiniz taraftarlar yüzünden. Sözde Fenerbahçe taraftarları onlar... 

Gerçi onlara taraftar demek bile çok büyük ayıp olur. Bu akşam oraya giden bir güruh vardı ki, amaçları takıma destek olmak filan değil, köstek olmaktı. Zira taraftar dediğin takımına bu kadar zarar vermek için çabalamaz. Her ne olursa olsun, küfür eden adamı, hele kadınların maçında küfür eden adamı asla anlamam, anlayamam. O adam, taraftarlığı geçtim, insan bile değildir benim gözümde. 

Kadınların maçında ana-avrat küfür etmek tek kelimeyle cahilliktir, acizliktir. Bu eylemi yapan üç-beş çapulcu oyunu durdurmayı başarıp, hakemleri en sonunda soyunma odasına göndermeyi başarınca "Fener'le kimse başa çıkamaz!" diye tezahürat yapmaz mı? İşte ondan sonra maçı izlemeyi bıraktım yani.

Size illâ birisinin çıkıp "Durun, küfür etmeyin beyler!" demesi mi gerekiyor? Bırakın allah aşkına bu işleri, siz taraftar filan olamazsınız. Bu sözde taraftarlar yarın voleybol maçında da boy gösterecek ve orada da aynı şeyi yapacaklar, en asıl ona yanıyorum...

Bir de "E kadınların maçında küfür edilmez miymiş canım???" diyenleri de, neyse...

23 Şubat 2012

Şike Şike

Şu meşhur 3 Temmuz'dan sonra birçok gelişme yaşandı. Bu gelişmeler doğrultusunda kulüp bocalama dönemine girdi. İstenilen transferler yapılamadı mesela. Bunun yanında amatör branşlar da bu durumdan nasibini almadı değil desek, yanlış bir şey söylemiş olmayız. Hatta futbol takımından ziyade en çok etkilenen şube, basketbol şubesi olmuştu.

Geçen sene yerlere göklere sığdıramadığımız takımın yerinde bu sezon daha vasat bir takım vardı, şu güne kadar oynanan basketbol bunu gösteriyordu net bir biçimde. Ama yine şu güne kadar eleştirdiğimiz, Spahija'yı istifaya davet ettiğimiz bir ortamda bu akşam çok müthiş bir mücadele gösterdi Fenerbahçe Ülker ve Top 8 için şansını sürdürmüş oldu. Tabii Top 8 için haftaya Milano'yu yenmek gerekiyor kesinlikle.

Ayrıca şunu da belirteyim. Takım bugün çok önemli bir galibiyet almış olabilir ama Spahija için fikrim hâlâ değişmedi. Bu galibiyet, Sphahija'nın değil, oyuncuların eseridir.

Son olarak, Mirsad Türkcan...

Bu adam için ne yazsam, ne söylesem gerçekten hiçbir fikrim yok. Çok büyük oyuncusun çok!

11 Şubat 2012

İstifa Etsen Artık

İtiraf edeyim, basketboldan fazla anlamam. İzlerim, takip ederim ama futbol kadar ilgi duymam. Her ne kadar "basketboldan anlamam" desem de, kabak gibi ortada olan bir gerçek var Fenerbahçe Ülker için, o da şu an için takımın çok kötüye gittiği. Bunun tek sorumlusu ise Spahija'dır, kim ne derse desin. Ve daha fazla uzatmadan yönetimin kendisine daha önce yaptıkları için teşekkür edip, bir an önce yollarını ayırması gerekiyor. Biz taraftarlar, Euroleague'i gözden çıkardık, bari ligde play-off'lara kalalım. Böyle giderse, o da zora girecek çünkü.

27 Ocak 2012

Beraberliğimiz Bilet Fiyatlarıyla Gölgelenmesin!

Geçen gün Emporio Armani maçının bilet fiyatlarıyla ilgili bir yazı yazmıştım. Açıkçası o yazıdan sonra Panathinaikos ve Unics Kazan maçlarında fiyatların en azından bir nebze olsun düşürüleceğini umuyorduk ama Fenerbahçe yönetimi sağ olsun yeni ayağına taraftarlara "yolunacak kaz" gözüyle bakmaya devam ediyor.

21 Ocak 2012

Fenerbahçe Ülker - EA7 Emporio Armani | Bilet Fiyatları Üzerine

 Normalde Efes Pilsen maçı, yeni salonun açılış maçı olacaktı. Galatasaray maçından yaşanan olaylardan dolayı kulübe ceza gelince, salon açılışı Emporio Armani maçına sarkmıştı. Esasında Galatasaray maçında kulübün ceza alması beni mutlu etti diyebilirim. Bu yanlış anlaşılmasın tabii, Efes maçına gidemeyecektim bazı sebeplerden dolayı, gidemeyeceğim için de üzerine ceza da gelince "Milano maçına kesin giderim" gözüyle bakıyordum ki, hevesim kursağımda kaldı bilet fiyatlarını öğrendikten sonra. En ucuz bilet 17 lira zira bu maçta.

Normal şartlarda 17 lira çok para değil ama benim açımdan çok fazla bu fiyat. Öğrenci adamız sonuçta, aldığımız harçlık belli. O harçlık bana zor yetiyor, üzerine bir de maça gideyim desem, epey lüks olacak benim için.

"Ne saçmalıyorsun sen allah aşkına" diyenler elbette olacak, oldu da zaten. Ama sezon başında salon açılmadan önce belirlenen bilet fiyatlarında en ucuz yer 8 lira olarak belirlenmişti. Öyle olunca da her maça giderim artık diye seviniyordum doğal olarak. Fakat gelin görün ki, şu şartlarda gitmek imkansız. "Ama salon açılışı, gayet normal bu fiyatlar" diye oturduğu yerden sallayan bir kesim de yok değil. Onlara da ne desem bilemiyorum!

Ayrıca Fenerbahçe Ülker açısından fiyatlar böyleyken, Galatasaray-Olympiakos maçında en pahalı biletin 12 lira olması, her şeyi açık bir şekilde anlatıyor bana göre.

18 Haziran 2011

5'te 5

Ve en sonunda beklenen o son şampiyonlukta geldi nihayet ve Fenerbahçe, bu sezonu 5'te 5 ile tamamladı. Hakikatten herkese nasip olmaz böyle bir şey. Futbol'dan tutun da, Voleybol, Basketbol gibi tüm branşlarda bir sezon içerisinde 5 şampiyonluk görmek. O yüzden bu şampiyonlukta emeği geçen yöneticisinden, basketbolcusuna kadar herkesi kutlamak lazım. Son olarak ; biz boşuna demiyoruz Dünya'nın en büyük spor kulübüyüz diye. Gelin, görün işte. Durum ortada.

15 Haziran 2011

Fenerbahçe Ülker 71-72 Galatasaray CC | Spahija

Dün akşam mağlubiyetin getirdiği etkiyle bu maçla ilgili bir şey yazmayacaktım aslında ama ortam sakinleşince ve tabii sakin kafayla bir şeyler karalamaya karar verdim yine de. Takım final serisinde şampiyonluğa yürüyor ve serinin 5. maçı dün akşam Sinan Erdem'de oynandı bildiğiniz üzere.

Hani bazı maçlar olur, çok kötü oynarsınız ve kazanmayı hak etmezsiniz. İşte ün akşam da böyle bir maç oldu. Fenerbahçe çok kötü oynadı ve maçın sonunda hak ettiği bir mağlubiyet aldı. Hani 10-15 sayı farkla kaybetmiş olsa içim acımayacak ama maçın son saniyede, son topla kaybedilmesi hakikatten iyi olmadı.

Her şeyden önce şunu da belirteyim ayrıca. Final serisi boyunca Sinan Erdem'de oynanan maçlarda taraftar, performans olarak aşırı derecede kötüydü ve bu dün akşamki maçta da son çeyrekte bitime 5 dakika kala hareketlenebildiler ancak. Şampiyonluğa yürüyen bir takımın taraftarına yakışmıyor bu asla. Ama taraftara hak verdiğim şöyle de bir durum var yani ; söylenelere göre Sinan Erdem'de taraftar grupları birbirinden ayrıymış ve birbirinden ayrı olunca, ve hâliyle birlik olmayınca tezahürat konusunda ne kadar etkili olurlar, bu tartışılır. Abdi İpekçi'de de tam tersi bir durum var. Buna bir şekilde çözüm bulunmalı. Yoksa tezahürat vs. gibi konularda taraftar pek etkili olamıyor.

Gelelim asıl konumuza. Fenerbahçe dün maçı kaybetti, tamam eyvallah ama bana sorarsanız bu mağlubiyetin mimari Spahija'ydı dün akşam. Şimdi diyeceksiniz ; "Ama bu adam bütün bir sene boyunca takımı nereden nereye getirdi" evet getirdi, yaptıklarına söyleyecek sözüm elbette ki yok ama dün akşam aldığı bazı kararlar maçı kaybettirdi Fenerbahçe'ye. Her şeyden önemlisi son saniyelerde iki mola alıyorsun ve bu iki molanın ardından bir tek sayı atamadan maçı kaybediyorsun. Bir de üzerine sakat sakat Tomas'ı da oynatması ayrı bir hata.

Oturduğum yerden eleştirmek kolay tabii ama hani durum bu. Yok yere dün akşam maçı kaybettik ve şampiyonluğumuz bir maç ertelenmiş oldu böylelikle. Ama Cuma günkü maça takımı mental olarak en iyi şekilde hazırlayacak olan yine Spahija'dır. O yüzden taraftarın biraz sabırlı olması lazım ve ayrıca cuma günü şampiyon olacağımızdan adım gibi de eminim.

11 Haziran 2011

Galatasaray CC 74-85 Fenerbahçe Ülker

Sinan Erdem'deki ilk iki maçtan sonra insanların kafasında bu seri "çantada keklik"olarak görülüyordu belki ama serinin Abdi İpekçi ayağında Galatasaray, ev sahibi olduğu ilk maçta bu durumu değiştirdi bir bakıma. Gerçi o maçta Fenerbahçe inanılmaz kötü oynamasına rağmen Galatasaray'ı zorladı ancak mağlup ayrıldı sahadan. Abdi İpekçi'deki hem ilk maçta, hem de bu maçta Galatasaray seyirci avantajını çok iyi kullandı diyebiliriz rahatlıkla. Ama mesela Sinan Erdem'de böyle bir baskı oluşmadı nedense. Sinan Erdem'de oynan ilk iki maçı izlemeye gidenlerden duyduğum, salonun yapısının karşı takımı baskı altına almaya müsait olmadığı yönündeydi ancak Salı günkü maçta durum daha farklı olacaktır mutlaka.

Abdi İpekçi'deki ilk maçta Fenerbahçe bu taraftar desteğine boyun eğdi esasında. Zira Galatasaray o maçta çok iyi bir başlangıç yapmıştı ve Fenerbahçe o gün, gününde değildi. Ama ikinci maç her açıdan çok farklı başladı Fenerbahçe için. Hemen hemen maçın başından sonuna kadar rakibine üstünlüğünü kabul ettirme düşüncesiyle takımın mücadele etmesi, Galatasaray'ın direncini de kırmaya yetti aslında bir yerde. Geçen maç Ömer Onan çok iyi bir başlangıç yapmıştı maça ve sazı eline alan isim o olmuştu. Bu maçta da aynı görevi Lavrionvic'in üstlendiğini söyleyebiliriz.

Basketbol konusunda öyle fütursuzca ahkâm kesmek haddime değil biliyorum ama bu maçta bir gerçek vardı ki ; tüm seri boyunca olduğu gibi Fenerbahçe yine ribaundlarda ciddi bir üstünlük yakaladı bu dört maç boyunca. Bu maçta da hücum ribaundlarında çok iyiydi takım.

"Maç geldi" dediğimiz anlarda sıkıntı yaşadık, "Eyvah maç gidiyor" dediğimiz anlarda da çok iyi geri dönüşlere imza attık bugün. Ve ortaya 11 sayılık bir fark çıktı sonuç olarak. Bu arada şunu da belirtmek isterim ki, Lavrinovic ile beraber Ukic ve Preldzic'te gerçekten çok büyük oyuncular. Yani bu bir gerçek. Bütün bir seri boyunca çok iyi mücadele ettiler ve takımın şu an 3-1 önde olmasında bu üç ismin etkisi oldukça fazla yani.

Şimdi geriye bir tek maç kaldı ve eğer o maçı da kazanmamız hâlinde bu takım sezonu şampiyon olarak tamamlayacak. Aynı zamanda Fenerbahçe Spor Kulübü 5'de 5 ile sezonu tamamlamış olacak.

4 Haziran 2011

Basketbol Derbisi (?) : Fenerbahçe Ülker 81-59 Galatasaray CC

Futbol'da maçlar bitince insanın üzerinde ister istemez bir boşluk oluyor. Neyse ki o boşluğu doldurmak için Basketbol maçları imdadına yetişiyor insanın. Hele bir de oynanan maç, final serisi maçı olunca ve karşınızdaki rakip Galatasaray olunca heyecan da bir o kadar fazla oluyor. Karşınızdaki rakibin Galatasaray olması ve bilmem kaç sene aradan sonra bu iki takımın final serisinde karşılaşacak olması gibi bir sürü nedenden ötürü insanların ilgisi de oldukça fazla oluyor maça. Biletlerin iki gün öncesinden bittiğine ben bugüne kadar şahit olmadım hiç.-Euroleague'deki Olympiakos maçını saymazsak tabii- Hadi futbol maçı olsa neyse de, basketbol maçında bu kadar yoğun ilginin olması gerçekten çok güzel.

Herkes gibi ben de maçın stresli ve gergin bir tempoda geçeceğini düşünüyordum ki, öyle de oldu nitekim. Maçın gergin bir havada geçtiğini anlamak için istatistiklere bakmanız da yeterli olacaktır ayrıca. Mesela en basitinden, ilk çeyrekte ilk 4 dakika boyunca iki takımın yaptığı toplam faul sayısı 8'di. Maçta o kadar faul olunca ve özellikle ilk çeyrek sonu itibariyle Kaya ile Oğuz ikilisinin 3 faul'e ulaşması, Fenerbahçe için bariz bir sorun anlamına geliyordu. 

Maçın geneli Fenerbahçe için her ne kadar rahat geçtiyse de, ilk çeyrek ile ikinci çeyreğin belli bölümlerinde başa baş bir maç görüntüsü vardı. Yeri gelmişken şunu da belirtmeliyim ki, finale gelene kadar Galatasaray'ın iki veya üç maçını izleyebildim ancak play-off'lar boyunca ve takımın genel görüntüsü daha derli topluydu o maçlarda ancak final serisine gelince, karşılarındaki rakibin Fenerbahçe olmasından dolayı olsa gerek ki, en azından bu maçta sıradan bir takım gibi oynadılar maç boyunca.

İlk yarı sonunda belli bir farkın oluşmasından sonra Galatasaray'ın o direnci de kırılmıştı artıkbir zaman sonra. Bana sorarsanız üçüncü çeyreğin bitimine iki-üç dakika kala maç bitmişti Fenerbahçe Ülker için. Zaten son çeyrekse malum, fazla üzerinde durmaya gerek yok. Fenerbahçe'nin oyunun disiplininden kopmadan, aradaki farkı korumaya çalıştığı, Galatasaray'ın da iyice maçtan koptuğu bir çeyrek izledik son bölümde. Şimdi ilk maç sona erdi ve Fenerbahçe 1-0 öne geçti. Serinin ikinci maçı Pazartesi günü yine Sinan Erdem'de oynanacak. Bakalım o maç bizlere neyi gösterecek. Son olaraksa, şayet Fenerbahçe Pazartesi günü ikinci maçı kazanırsa, büyük bir olasılıkla şampiyonluk ipini göğüsler bu sezon.

13 Mayıs 2011

Diana Taurasi Transferi : Galatasaray & Fenerbahçe Rekabeti

Blogger'ın kendi içindeki sorunlardan dolayı herkes gibi ben de bloga erişemiyordum dünden beri. Hâl böyle olunca buraya yazacağım şeylerde kaynadı kısa bir süreliğine tabii. Bu zaman zarfı içinde en önemli gelişme, Diana Taurasi'nin Galatasaray'a transferinin gerçekleşmesi oldu şüphesiz. Aslına bakılırsa bloga bugüne kadar basketbol üzerine hiç yazı yazmamıştım lakin, transfer beklenenden fazla ses getirince bir şeyler karalamak istedim buraya.

Diana Taurasi'nin Galatasaray'a transferini değil de, ilk olarak bu işin evveliyatına inmek gerekir öncelikle. Taurasi Fenerbahçe'ye geldiğinde en az şu an ki aşamada olduğu gibi baya bir ses getiren bir transfer olmayı başarmıştı. Zira Fenerbahçe belki de WNBA'in en önemli oyuncularından birisini transfer etmişti ne olursa olsun. Hani normalde böyle çok ses getiren transferler genellikle hayal kırıklıkları ile sonuçlanır ya, bu transfer Fenerbahçe için yalnızca saha dışında ses getirmek için yapılmış bir transfer değildi ve Taurasi forma giydiği süreçte de cidden çok önemli işler yaptı kısa zaman içerisinde.

Sahada yaptıklarının yanında, saha dışında da bundan birkaç ay öncede malum bir doping skandalı yaşandı bilindiği üzere. Bana sorarsanız, Taurasi'nin Fenerbahçe kariyerini bitiren nokta bu doping meselesiydi.  Dopingli olmadığını yeri geldiğinde birçok kez belirtmesine rağmen, alınan kararlar doğrultusunda bir şekilde Taurasi Fenerbahçe'den kopartıldı ve aradan belli bir süre geçtikten sonra aslında Taurasi'nin doping yapmadığı gerçeği çıktı ortaya. Ortaya çıktı çıkmasına ama bir yerde artık Fenerbahçe için Taurasi defteri hepten kapanmıştı bir yerde. İşte şimdi de Galatasaray'a transferi gerçekleşti sonuç olarak.

Fenerbahçe'de oynadığı dönem içinde dopingli çıkmasının ardından ortalığı yangın yerine çevirenler ve fırsattan istifade demediğini bırakmayanlar, şimdi çıkmış bu oyuncuya kucak açıyorlar. Bundan birkaç ay önce olan olayları ne çabuk unutmaları da gerçekten garip bir mesele. Ama bu saatten sonra söyleyecek pek söz yok yani. Taurasi Galatasaray'a hayırlı olsun demekten başka...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...