Türkiye'de kimse sorsanız, Fenerbahçe'nin en iyi futbolcusu olarak ilk sıraya Alex'i koyar. Bana göre Fenerbahçe'ye gelmiş en iyi yabancı futbolculardan birisidir Alex. Onun forma giymediği maçlarda takımın çektiği sıkıntıları sürekli gördük. Hatta o maçlardan sonra "Alex'siz Fenerbahçe mümkün değil" veya "Alex gittikten sonra ne olacak bu Fenerbahçe'nin hâli?" diyenlere birçok kez şahit olduk.
Bu sezon ise Stoch'un şu ana kadar oynadığı futbolu göz önüne alırsak, ikinci bir Alex geliyor takıma. Geçen sezon "bu adam top oynayamıyor, çok korkak yahu" gibi tepki verenleri müthiş bir şekilde ters köşeye yatırdı desek yanlış bir şey söylemiş olmayız sanırım?
Her şey bir yana, böyle giderse Stoch çok canlar yakacak çok!
21 Ocak 2012
Fenerbahçe 4-0 Kayserispor | Lefter
Kadıköy'de bugüne kadar 50'ye yakın veya daha fazla maç izlemişimdir. Bu 50 maçın 48 tanesinde güvenlik konusunda hiçbir sıkıntı yaşamadım. Yani elimi kolumu sallaya sallaya stada girmişimdir hep. Artık ne hikmetse, bu sezon ne olduysa bu güvenlik görevlilerine, ikinci defa stada girişte sorun yaşadım. Bu sezon ilk olarak -hangi maç olduğunu hatırlamıyorum- cüzdanımdaki bozuk paraları kaptırmıştım. Bu maçta da "öğrenci" kontenjanından yırttık çok şükür. Tabii yırttık ama buna rağmen hiç hoş hareketler değil bunlar.
Maça gelecek olursak, Fenerbahçe iki haftadır çok iyi mücadele ediyor. En azından şu iki maçtır iştahlı bir takım izliyoruz, yaşanan onca gelişmeye rağmen. Bu maça da Manisaspor maçında olduğu gibi başladılar. Yalnız tek fark şuydu, Manisa maçında 90 dakikanın tamamına yayılan iştahlı oyunu Kayserispor karşısında sadece 20 dakika izleybildik. Bu arada golün gelmesi de önemliydi elbette. Beklenmedik bir pozisyonda attı golü Alex, herkesen için sürpriz oldu desek yeridir.
Alex demişken, bugün Fenerbahçe sahaya kağıt üstünde forvetsiz çıkmıştı. Hâliyle maç öncesinde bunu biraz garipsedim. Sonrasında Alex'in istekli oyununu görünce "iyi ki maça böyle başlamış Aykut Kocaman" dedim kendi kendime, yalan yok. Bu maç bize gösterdi ki, 34 yaşındaki Alex, asıl mevkii forvet olmamasına rağmen Semih ve Bienvenu ikilisinden kat be kat iyiydi.
İkinci yarıda Alex'in penaltısından sonra Kayserispor'un direnci net bir biçimde kırıldı. Sonrasında da rahat bir maç izledik zaten. Bu arada yine Stoch'a değinmezsem çatlarım. Adam oynuyor efendim, durduramıyoruz. Bu akşam klasik gollerinden birini attı yine. Benim deyimimle "Stoch, Stoch golü attı"
Maçtan önce twitter'da gollerden sonra Lefter Küçükandonyadis diye anons yapılacak deniyordu ama buna ben pek fazla ihtimal vermiyordum açıkçası. Maçın en anlamlı, en güzel anı ise bu anonslardı. Bir kez daha ; Rahat uyu Lefter!
Yazıyı güvenlik görevlileriyle açtık, yine onlarla noktalayalım. Maç 4-0 olmadan önce stattan çıkmak için merdivenlere yönelmiştim, kalabalık oluyor diye erken çıkmak istedim hâliyle. Koridorlara ulaştığımda tam stadın kapısından bir adım ya attım ya da atmadım, gol oldu. Golü koridorlardaki televizyonlardan izlemek için arkamı döndüm, oradan güvenlikçi "tekrar giremezsin" dedi. Yanındaki diğer görevli "bırak girsin yahu" dedi ama giremedik ve son golü göremedim hâliyle. Onlara da selamımızı iletelim!
Maça gelecek olursak, Fenerbahçe iki haftadır çok iyi mücadele ediyor. En azından şu iki maçtır iştahlı bir takım izliyoruz, yaşanan onca gelişmeye rağmen. Bu maça da Manisaspor maçında olduğu gibi başladılar. Yalnız tek fark şuydu, Manisa maçında 90 dakikanın tamamına yayılan iştahlı oyunu Kayserispor karşısında sadece 20 dakika izleybildik. Bu arada golün gelmesi de önemliydi elbette. Beklenmedik bir pozisyonda attı golü Alex, herkesen için sürpriz oldu desek yeridir.
Alex demişken, bugün Fenerbahçe sahaya kağıt üstünde forvetsiz çıkmıştı. Hâliyle maç öncesinde bunu biraz garipsedim. Sonrasında Alex'in istekli oyununu görünce "iyi ki maça böyle başlamış Aykut Kocaman" dedim kendi kendime, yalan yok. Bu maç bize gösterdi ki, 34 yaşındaki Alex, asıl mevkii forvet olmamasına rağmen Semih ve Bienvenu ikilisinden kat be kat iyiydi.
İkinci yarıda Alex'in penaltısından sonra Kayserispor'un direnci net bir biçimde kırıldı. Sonrasında da rahat bir maç izledik zaten. Bu arada yine Stoch'a değinmezsem çatlarım. Adam oynuyor efendim, durduramıyoruz. Bu akşam klasik gollerinden birini attı yine. Benim deyimimle "Stoch, Stoch golü attı"
Maçtan önce twitter'da gollerden sonra Lefter Küçükandonyadis diye anons yapılacak deniyordu ama buna ben pek fazla ihtimal vermiyordum açıkçası. Maçın en anlamlı, en güzel anı ise bu anonslardı. Bir kez daha ; Rahat uyu Lefter!
Yazıyı güvenlik görevlileriyle açtık, yine onlarla noktalayalım. Maç 4-0 olmadan önce stattan çıkmak için merdivenlere yönelmiştim, kalabalık oluyor diye erken çıkmak istedim hâliyle. Koridorlara ulaştığımda tam stadın kapısından bir adım ya attım ya da atmadım, gol oldu. Golü koridorlardaki televizyonlardan izlemek için arkamı döndüm, oradan güvenlikçi "tekrar giremezsin" dedi. Yanındaki diğer görevli "bırak girsin yahu" dedi ama giremedik ve son golü göremedim hâliyle. Onlara da selamımızı iletelim!
Fenerbahçe Ülker - EA7 Emporio Armani | Bilet Fiyatları Üzerine
Normalde Efes Pilsen maçı, yeni salonun açılış maçı olacaktı. Galatasaray maçından yaşanan olaylardan dolayı kulübe ceza gelince, salon açılışı Emporio Armani maçına sarkmıştı. Esasında Galatasaray maçında kulübün ceza alması beni mutlu etti diyebilirim. Bu yanlış anlaşılmasın tabii, Efes maçına gidemeyecektim bazı sebeplerden dolayı, gidemeyeceğim için de üzerine ceza da gelince "Milano maçına kesin giderim" gözüyle bakıyordum ki, hevesim kursağımda kaldı bilet fiyatlarını öğrendikten sonra. En ucuz bilet 17 lira zira bu maçta.
Normal şartlarda 17 lira çok para değil ama benim açımdan çok fazla bu fiyat. Öğrenci adamız sonuçta, aldığımız harçlık belli. O harçlık bana zor yetiyor, üzerine bir de maça gideyim desem, epey lüks olacak benim için.
"Ne saçmalıyorsun sen allah aşkına" diyenler elbette olacak, oldu da zaten. Ama sezon başında salon açılmadan önce belirlenen bilet fiyatlarında en ucuz yer 8 lira olarak belirlenmişti. Öyle olunca da her maça giderim artık diye seviniyordum doğal olarak. Fakat gelin görün ki, şu şartlarda gitmek imkansız. "Ama salon açılışı, gayet normal bu fiyatlar" diye oturduğu yerden sallayan bir kesim de yok değil. Onlara da ne desem bilemiyorum!
Ayrıca Fenerbahçe Ülker açısından fiyatlar böyleyken, Galatasaray-Olympiakos maçında en pahalı biletin 12 lira olması, her şeyi açık bir şekilde anlatıyor bana göre.
Normal şartlarda 17 lira çok para değil ama benim açımdan çok fazla bu fiyat. Öğrenci adamız sonuçta, aldığımız harçlık belli. O harçlık bana zor yetiyor, üzerine bir de maça gideyim desem, epey lüks olacak benim için.
"Ne saçmalıyorsun sen allah aşkına" diyenler elbette olacak, oldu da zaten. Ama sezon başında salon açılmadan önce belirlenen bilet fiyatlarında en ucuz yer 8 lira olarak belirlenmişti. Öyle olunca da her maça giderim artık diye seviniyordum doğal olarak. Fakat gelin görün ki, şu şartlarda gitmek imkansız. "Ama salon açılışı, gayet normal bu fiyatlar" diye oturduğu yerden sallayan bir kesim de yok değil. Onlara da ne desem bilemiyorum!
Ayrıca Fenerbahçe Ülker açısından fiyatlar böyleyken, Galatasaray-Olympiakos maçında en pahalı biletin 12 lira olması, her şeyi açık bir şekilde anlatıyor bana göre.
20 Ocak 2012
Hayırlı İşler Beyler
Bildiğiniz üzere bu akşam Antalyaspor-Beşiktaş maçı vardı ve Beşiktaş maçı 2-1 kazandı. Maçın iyi oynadı veya kötü oynadı kısmına girmeyeceğim. Maçın ilk yarısında, 36. dakikada bir pozisyon vardı ki, tek kelimeyle yazık oldu Antalyaspor'a, bunun başka izahı yok yani. Sonuç olarak ; yan hakemin hatası yüzünden gol sayılmadı. Buraya kadar her şey normal.
Bu da geçen hafta oynanan Beşiktaş-Bursaspor maçından. Burada da görüldüğü gibi Bursaspor'un 'net' golü verilmedi.
Bu yazıda asıl anlatmak istediğim meseleye ise şu ; aynı olay Fenerbahçe'nin başına gelmiş olsa -ki birçok kez şahit olduk- ligin sonuna kadar, hatta senelerce konuşulur dururdu böyle bir olay. Ama ne hikmetse bu tarz şeyler diğer takımların başına gelince bir şekilde konuşulmuyor, unutuluyor, üstüne gidilmiyor kısacası.Benim kabullenemediğim, hazmedemediğim nokta da bu esasında. "Aynı tepki neden bu takımlara gösterilmiyor da sadece Fenerbahçe'ye gösteriliyor" diye sormazlar mı adama?
Bu yazıdan sonra "ağır fanatiksin sen" yaftası yiyeceğim kesin ancak durum bundan ibaret. İster kabullenin, ister kabullenmeyin, orası size kalmış.
Bu da geçen hafta oynanan Beşiktaş-Bursaspor maçından. Burada da görüldüğü gibi Bursaspor'un 'net' golü verilmedi.
Bu yazıda asıl anlatmak istediğim meseleye ise şu ; aynı olay Fenerbahçe'nin başına gelmiş olsa -ki birçok kez şahit olduk- ligin sonuna kadar, hatta senelerce konuşulur dururdu böyle bir olay. Ama ne hikmetse bu tarz şeyler diğer takımların başına gelince bir şekilde konuşulmuyor, unutuluyor, üstüne gidilmiyor kısacası.Benim kabullenemediğim, hazmedemediğim nokta da bu esasında. "Aynı tepki neden bu takımlara gösterilmiyor da sadece Fenerbahçe'ye gösteriliyor" diye sormazlar mı adama?
Bu yazıdan sonra "ağır fanatiksin sen" yaftası yiyeceğim kesin ancak durum bundan ibaret. İster kabullenin, ister kabullenmeyin, orası size kalmış.
Jose
Real Madrid-Barcelona maçından bir kare. Mourinho'nun surat ifadesine bakılırsa maç bittikten hemen sonra çekilmiş sanırım bu fotoğraf.
İnsaf
Taraftar mağazaları neden vardır? Taraftarlar orada satılan ürünleri satın alsın ve kulübe maddi olarak destek çıksın diye vardır. Biz bunu böyle biliyoruz normalde fakat kulüpler, özellikle büyük kulüpler bu olayı biraz fazla abartıyor maalesef. Hani bir bakıma eşeğin kulağına suyu kaçırıyorlar. Ağır bir tabir olduğunun farkındayım ama maalesef durum bundan ibaret. Uzun zamandır da canımı sıkan konulardan biriydi Fenerium'un izlediği fiyat politikası. Diğer takımların mağazalarında durum nedir, ne değildir tam bilgi sahibi değilim fakat Fenerium bu açıdan sınırları zorluyor desek yeridir bence.
Şöyle ki ; mesela en son Lefter'in vefatından sonra efsane formaya talep oldukça fazlaydı. Taraftar ilgi gösterince kısa bir süreliğine %50 indirimle 40 TL'ye indirmişlerdi. İlk başta herkes gibi bende bu hareketi takdir ettim ama sonra o fiyatı tekrar yukarı çekmeleri hiç hoş olmadı.
Hadi bu bir yana, öbür ürünlerde de durum hakikatten içler acısı. En basitinden gidip bir sweat shirt almaya kalksanız, 60 liradan aşağı ürün yok. Ha tabii ki ben fiyatları çılgın derecede indirsinler demiyorum, en azından kabul edilebilir boyutta olabilir bu fiyatlar. Sonuçta Türkiye gibi bir ülkede yaşıyoruz, asgari ücretin 701 TL olduğu bir ortamda bu fiyatlar yakışmıyor Fenerbahçe yönetimine. Umarım bundan sonra taraftara 'yolunacak kaz' gözüyle bakmazlar da, fiyatları biraz aşağı çekerler...
Şöyle ki ; mesela en son Lefter'in vefatından sonra efsane formaya talep oldukça fazlaydı. Taraftar ilgi gösterince kısa bir süreliğine %50 indirimle 40 TL'ye indirmişlerdi. İlk başta herkes gibi bende bu hareketi takdir ettim ama sonra o fiyatı tekrar yukarı çekmeleri hiç hoş olmadı.
Hadi bu bir yana, öbür ürünlerde de durum hakikatten içler acısı. En basitinden gidip bir sweat shirt almaya kalksanız, 60 liradan aşağı ürün yok. Ha tabii ki ben fiyatları çılgın derecede indirsinler demiyorum, en azından kabul edilebilir boyutta olabilir bu fiyatlar. Sonuçta Türkiye gibi bir ülkede yaşıyoruz, asgari ücretin 701 TL olduğu bir ortamda bu fiyatlar yakışmıyor Fenerbahçe yönetimine. Umarım bundan sonra taraftara 'yolunacak kaz' gözüyle bakmazlar da, fiyatları biraz aşağı çekerler...
19 Ocak 2012
Benzerliğin Bu Kadarı | Real Madrid & Galatasaray
Maç için özel bir yazı hazırlayamadım ancak az önce istatistiklere bakarken dikkatimi çekti. Barcelona ile Real Madrid arasında yapılan son on maçta Barcelona'nın Madrid'i ezdiği kabak gibi ortada, bunu kabul etmek lazım yani. Kaldı ki Barcelona'nın bu son on maçta elde ettiği galibiyetler, hep farklı oldu. Peki bu durum neden böyle? Kadro kalitesinden mi? Hayır. E aralarında pek fazla güç farkı da yok. Ama işte olmayınca olmuyor, birtürlü kazanamıyor Real Madrid.
O son on maça göz atarken aklıma Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti geldi. Bizde de durum bundan pek farklı değil, böyle diyorum diye birçok tepki alacağım büyük ihtimalle ama, böyle işte. Galatasaray'da Fenerbahçe'ye karşı Kadıköy'de on küsur maçtır kaybediyor. Ama Galatasaray'ın Real Madird'den farkı, onlar en azından kendi evlerinde galip gelebiliyorlar, Real Madrid ise onu bile yapamıyor.
Bana sorarsanız Galatasaray'ın da Real Madrid'den farkı yok. Kadro kalitesi, oyun sistemi filan çok iyi durumda olmuştur hep Galatasaray'ın fsakat, yukarıda da dediğim gibi, "olmayınca olmuyor" bazen.
O son on maça göz atarken aklıma Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti geldi. Bizde de durum bundan pek farklı değil, böyle diyorum diye birçok tepki alacağım büyük ihtimalle ama, böyle işte. Galatasaray'da Fenerbahçe'ye karşı Kadıköy'de on küsur maçtır kaybediyor. Ama Galatasaray'ın Real Madird'den farkı, onlar en azından kendi evlerinde galip gelebiliyorlar, Real Madrid ise onu bile yapamıyor.
Bana sorarsanız Galatasaray'ın da Real Madrid'den farkı yok. Kadro kalitesi, oyun sistemi filan çok iyi durumda olmuştur hep Galatasaray'ın fsakat, yukarıda da dediğim gibi, "olmayınca olmuyor" bazen.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







