26 Ağustos 2011

Güle Güle Tota

Taraftarların, tuttukları takımlarda mutlaka vazgeçemeyeceği oyuncular vardır. Fenerbahçe için konuşmak gerekirse, bu oyuncular Lugano'dur, Alex'tir, Luciano'dur veya ne bileyim, Van Hoijdonk'tur, Uche'dir. Bu oyuncuları vazgeçilmez yapan, sahada terinin son damlasına kadar mücadele etmeleridir. Bu oyunculara o kadar bağlanınca, zamanı geldiğinde ayrılmak da bir o kadar zor oluyor ister istemez. Mesela şimdi de ayrılık sırası Lugano'da. Her ne kadar kabullenemesem de, Fenerbahçe'den ayrılacak Lugano.

Keşke bu malum olaylar yaşanmasaydı da, Lugano bizimle kalsaydı hep, keşke bu olaylar yaşanmasaydı da, Lugano'ya veda etmek zorunda kalmasaydık. Ama yapacak bir şey yok tabii, özellikle şöyle bir zamanda yabancıları takımda tutmak mümkün olmaz pek. Bunun üzerine daha da takımdan ayrılacak olan özellikle yabancı oyuncular olacaktır. Neyse, lafı daha fazla uzatmadan ; "Yolun açık olsun Tota" diyelim son olarak. Bu taraftar seni unutmayacak!

25 Ağustos 2011

Ne Diyeceğini Bilememek

Ne desem, ne yazsam bilemiyorum. Bütün bir sezon boyunca ne zorluklarla, ne sıkıntılarla elde edilen başarılar, bir çırpıda gölgelenmeye çalışılıyor. İşte böyle ilginç bir ülkede yaşıyoruz, ne yazık ki.

24 Ağustos 2011

23 Ağustos 2011

Türk Futbolunda Devrim (!) : Play-Off Statüsü

Bugün Mehmet Ali Aydınlar'ın yaptığı açıklamayla, önümüzdeki sezon Süper Ligde kesin olarak play-off statüsü uygulanacağı kesinleşti. 3 Temmuz'dan bu yana şike soruşturmasında yaşanan onca saçmalıktan sonra, alınan bu karar, olaya neresinden bakarsanız bakın, kabul edilir gibi değil.

Şunu da belirteyim, Mehmet Ali Aydınlar 29 Haziran tarihinde göreve geldiğinde, benim beklentilerim baya yüksekti. O zaman yaptığı açıklamalarla bazı şeyleri değiştireceğinin sinyallerini vermesini olumlu karşılamıştım lakin zaman geçtikte alınan kararların yanlışlığı ve bu en son ortaya çıkan play-off saçmalığı 'pes' dedirtti artık bir yerde. Ayrıca "Bu sistemi deneyeceğiz, sonra belki vazgeçebiliriz" açıklaması için de söyleyecek söz bulamıyorum, tek kelimeyle saçmalık. Kaldı ki benim en çok kafama takılan mesele, bu statü madem bu kadar 'şahane' bir statü, e o zaman neden Avrupa'nın önde gelen liglerinde bu statü kullanılmıyor diye sormazlar mı adama? Üstelik bu statüyü uygulayan ülkeler, baktığımızda futbol açısından hep geri kalmış ülkeler. Andorra, San Marino, Kıbrıs, İsrail gibi ülkelerde uygulanan sistemin Türk futboluna ne kadar katkısı olur, aklım almıyor açıkçası.

Bana sorarsanız bu statünün hayata geçirilmesinde yayıncı kuruluşunda etkisi büyük. Baktılar bu şike soruşturmasından baya zararlı çıktılar, hâl böyle olunca da bu sistemin devreye sokulmasını istediler. Zira bir sene içinde 140 Milyon Dolar zarara uğramış Digitürk. Tabii böyle olunca, bu sezon maç sayısını arttırmayı amaçladılar ve sonuç olarak, akıl almaz bir tablo çıktı karşımıza

20 Ağustos 2011

Arsenal 0-2 Liverpool

İkinci haftada, ikinci puan kaybı. Haftaya ise rakip Manchester United. O kadar eksikle haftaya da Arsenal'ın kaybedeceğini varsayarsak, evet, Arsenal'da kötü gidiş devam ediyor.

Güiza Giderken & Yeni Sezonda Fenerbahçe'nin Forvet Hattı

 Bilgisayarsız geçen iki günün ardından, bugün itibariyle bilgisayarıma kavuştum ve bu iki günlük arada çok ciddi gelişmeler oldu Fenerbahçe adına. En önemli gelişme, Güiza'nın Getafe'ye transfer olmasıydı tartışmasız. Transferi açıklandığında baya ses getiren cinsten bir transfer olmuuştu o zaman. "Mallorca'da şu kadar gol atmış, İspanya milli takımıyla şu kadar gol atmış" diye ballandıra ballandıra herkes bu transferden bahsediyordu, normal olarak. Zira o transfere yüklü bir para ödedikten sonra, beklentiler de bir o kadar yüksekti Güiza'dan. Ama gelin görün ki, Güiza Fenerbahçe'de üç sezon geçirdi ve bu üç sezonda hiçbir şey yapamadan, Getafe'ye transfer oldu.

"Hiçbir şey apamadan Getafe'ye transfer oldu" diyorum ama bir yerde de hakkını yemeyelim. O üç sezonda çok gol atamadı belki fakat, yeri geldiğinde çok önemli gollere imza atan bir oyuncu olarak Fenerbahçeli taraftarların zihninde yer eden bir oyuncu oldu daha çok Güiza. Mesela benim için en unutulmaz Güiza golü, geçen sezon Buca deplasmanında attığı goldür. Yani o maçta o golü atmasaydı sezon sonunda büyük ihtimalle şampiyonluğu Trabzonspor'a kaptıracaktı Fenerbahçe. Güiza bir de tıpkı Kezman gibi derbi maçların adamıydı. Beşiktaş'a karşı attığı goller ve 2009-2010 sezonunda 3-1 kazandığımız Galatasaray maçında attığı üçüncü golü asla unutamam. Velhasıl, artık Getafe forması giyecek Güiza ve gollerini atmaya orada devam edecek.

Güiza'nın vedasından sonra benim merak ettiğim en önemli mesele, Fenerbahçe'nin bu sezon, forvet hattının hangi isimlerden oluşacağı. Bununla beraber Emenike'nin de gelir gelmez takımdan ayrılmasını yan yana koyarsak, Aykut Kocaman'ın elinde forvet hattı için yalnızca iki oyuncu kaldı. Bu oyuncular Niang ve Semih. Transfer sezonunun bitmesine tam 15 gün gibi bir süre var ve Fenerbahçe'nin mutlaka bir ya da iki oyuncu alması gerekiyor o bölgeye. İki oyuncu takviye edilirse, hem Şampiyonlar Ligi, hem de bu yeni lig statüsünde play-off maçlarını da üst üste koyduğumuz vakit, Aykut Kocaman'ın elinin bol olması, takıma elbette daha pek kolaylık sağlayacaktır.

Gerek kalan zaman açısından, gerekse de kendi içimden geçeni söylemek gerekirse, Aykut Kocaman o bölgeye bir oyuncu transfer edip, yoluna devam edecektir diye düşünüyorum.

17 Ağustos 2011

Ah Wenger Vah Wenger

Uzun zamandır böyle bir yazı yazmak istiyordum fakat bir türlü fırsat olmamıştı. Dün oynanan Udinese maçında takımın oynadığı oyuna şahit olunca, dayanamadım ve bu yazıyı yazmaya karar verdim nihayetinde. Hoş, Udinese maçının yalnızca ikinci yarısını izleyebildim ancak, o bile kafamda bir şeylerin şekillenmesine yetti de arttı bile. Benim bu yazıyı yazmamdaki asıl neden, Udinese maçı hakkındaki düşüncelerimi beyan etmek değil, bu yazıyı bir nevi Arsene Wenger'i eleştirme yazısı olarak da algılayabilirsiniz.

Bundan 15 sene önce takımın başına geçtiğinde Arsenal'ı dar bütçesine ve onca sıkıntıya rağmen şu günlere kadar getirmesine ve bugüne kadar kazandırdığı oyuncuları ve bu oyunculardan kazandırdığı paraları asla görmezden gelemem. Böyle bir şey yapmaya kalkışsam, adamı allah çarpar şimdi, gerçekçi olmak lazım yani o konuda. Bugüne kadar Arsenal'a kazandırdıklarının yanında kaybettirdiği bir sürü şey var mesela. Bu durum her yerde böyledir, insanların doğrularından çok, yanlışları hep dikkat çeker ya, işte Wenger için de öyle bir durum söz konusu. En basitinden, takım yedi sezondur tek kupa bile kazanamadı. 2004'te gelen şampiyonluktan belli zaman sonra Emirates'in yapımı falan derken, takım bir süre mali kriz içine girer gibi oldu. İşte o süreçten sonra Arsene Wenger'de kemerleri sıkmak zorunda kalmıştı hâliyle.

Aradan onca zaman geçmesine rağmen Arsene Wenger bu huyundan vazgeçmedi ve kaç senedir takıma adamakıllı transfer yapılmıyor. Takıma yeni oyuncular takviye edilmedikçe de takım daha çok geriye gitmeye başladı ve hâlâ da gidiyor bana sorarsanız. İngilizlerin 'istikrar' konusunda ısrarcı olmalarını da anlayamıyorum ayrıca. Takım kötü gitmesine rağmen, kaç senedir kupa kaldıramamasına rağmen hâlâ yola Arsene Wnger ile devam ediliyor. E o da bir yere kadar artık. Bu saatten sonra Arsene Wenger ile yolların ayrılması gerektiğini düşünüyorum ben. Hem böyle olursa, takıma yine bir yararı dokunur belki.

Bir de son olarak, Wenger'in genç oyuncu fetişizmi çok canımı sıkıyor, bunu da belirtmeden yapamayacağım. Tamam, takımı gençleştirme çabaları yahut geleceğe yatırım olarak transferler yapabilirsin takıma fakat, Wenger bu durumu abartıyor sanki biraz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...