27 Haziran 2011
26 Haziran 2011
Nijerya 0-1 Fransa | Açılış
Aylardır beklediğim gün geldi en sonunda ve Dünya Kupası serüveni başladı bugün itibariyle. 23 gün sürecek turnuvada toplam 32 karşılaşmayı izleme imkanı bulacağız. İlk maç yani açılış maçını geride bıraktık ve bu maçın 'vasat' geçtiğini düşünüyorum şahsen. A Grubu'nda Fransa, Nijerya, Kanada ve Almanya takımları yer alıyor ve bu grubun tabii ki de mutlak favorisi tartışmasız Almanya. Almanya'dan sonra ikincilik için çekişmesini beklediğim takımlar Kanada ve Fransa'ydı. Almanya'nın bu akşam kazanacağını vasayarsak, bu iki takımın çekişmesine tanık olacağız sanırım bu grupta. Esasında Fransa'da pek öyle abartılı bir top oynamadı bu maçta ama kazanmaları çok önemliydi ikincilik açısından.
Nijerya ise bu grubun en zayıf halkası. Bu maç için genel beklenti ; Fransa'nın nasıl top oynayacağından ziyade, Nijerya'nın buna nasıl karşılık vereceğiydi. Maçın ilk dakikalarının orta saha mücadelesi şeklinde geçmesi, maçı biraz sıkıcı bir hâle getirmişti ancak ilk 20-25 dakikadan sonra Fransa yavaş yavaş formunu buldu maçta. Fransa'nın hareketlenmesinde Abily ve Necib'in katkısının da oldukça fazla olduğunu söyleyebilirim. Özellikle Necib'i ben çok beğendim bu maçta. Benzetme ne kadar doğru olur bilmem ama oyun stili biraz Samir Nasri'ye benziyor açıkçası.
Nijerya'da ise beni en çok etkileyen isim Oparanozie oldu. Fizik güç açısından çok kuvvetli bir isim. Aynı şekilde çalım yeteneği de gayet iyi. Bugün Nijerya Fransa karşısında genel olarak pek etkili olamadı belki ama bireysel çabasıyla takımına bir şeyler kazandırmak istedi, olmadı tabii. Nijerya için maçın kırılma anı, yine Oparanozie'nin kaçırdığı pozisyondu kesinlikle. Hani çok net bir gol kaçırdı ama bir yer de "bu kadar da olmaz" dedirtti artık. Yakaladığı pozisyonda biraz daha düzgün vurabilseydi Nijerya için bazı şeyleri değiştirebilirdi bugün.
İkinci yarıda Fransa kendini biraz zorladı ve o istediği golü Delie ile buldu bir şekilde ve golü bulduktan sonra Nijerya'nın direncinin kırılmasıyla yine çok sıkıcı bir maç izledik kısacası. Bu grupta Almanya'dan sonra hangi takımın gruptan çıkacağını gerçekten çok merak ediyorum. O açıdan biraz bekleyip, görelim diyorum.
Nijerya ise bu grubun en zayıf halkası. Bu maç için genel beklenti ; Fransa'nın nasıl top oynayacağından ziyade, Nijerya'nın buna nasıl karşılık vereceğiydi. Maçın ilk dakikalarının orta saha mücadelesi şeklinde geçmesi, maçı biraz sıkıcı bir hâle getirmişti ancak ilk 20-25 dakikadan sonra Fransa yavaş yavaş formunu buldu maçta. Fransa'nın hareketlenmesinde Abily ve Necib'in katkısının da oldukça fazla olduğunu söyleyebilirim. Özellikle Necib'i ben çok beğendim bu maçta. Benzetme ne kadar doğru olur bilmem ama oyun stili biraz Samir Nasri'ye benziyor açıkçası.
Nijerya'da ise beni en çok etkileyen isim Oparanozie oldu. Fizik güç açısından çok kuvvetli bir isim. Aynı şekilde çalım yeteneği de gayet iyi. Bugün Nijerya Fransa karşısında genel olarak pek etkili olamadı belki ama bireysel çabasıyla takımına bir şeyler kazandırmak istedi, olmadı tabii. Nijerya için maçın kırılma anı, yine Oparanozie'nin kaçırdığı pozisyondu kesinlikle. Hani çok net bir gol kaçırdı ama bir yer de "bu kadar da olmaz" dedirtti artık. Yakaladığı pozisyonda biraz daha düzgün vurabilseydi Nijerya için bazı şeyleri değiştirebilirdi bugün.
İkinci yarıda Fransa kendini biraz zorladı ve o istediği golü Delie ile buldu bir şekilde ve golü bulduktan sonra Nijerya'nın direncinin kırılmasıyla yine çok sıkıcı bir maç izledik kısacası. Bu grupta Almanya'dan sonra hangi takımın gruptan çıkacağını gerçekten çok merak ediyorum. O açıdan biraz bekleyip, görelim diyorum.
23 Haziran 2011
Kadınlar Dünya Kupasına Doğru #4
Yazacak konu olmayınca şu sıralar bol bol video ve fotoğraf paylaşmaya devam ediyorum blogda. Bu işin biraz suyu çıktı gibi, farkındayım ama durum böyle. Kadınlar Dünya Kupası'na 3 gün gibi bir süre kalmışken, turnuvanın şarkısı da belli olmuş. Şarkıyı Mel C seslendirmiş ve şarkının adı da Rock Me. Bana sorarsanız gayet başarılı olmuş. Bütün turnuva boyunca sık sık dinleriz artık bu şarkıyı.
Kaynek : http://tr.eurosport.com/
22 Haziran 2011
Kadınlar Dünya Kupasına Doğru #3
İnternette öyle araştırma yaparken rastladım bu videoya. İlgimi çekti, ben de blogda yer vermek istedim. Sağ olsun Dağhan Irak'ta izin verdi ve yayınladık sonuç olarak. Ayrıca Lira Bajramaj ne kadar hoş bir kadın değil mi? Hatta olayı biraz abartıp, en beğendim kadın futbolcu diyebilirim kendisi için.
Sezer Öztürk & Fenerbahçe
Bu transferin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği tam bir yılan hikâyesine dönecekken, gerekilen hamleler tam zamanında yapıldı ve artık Sezer Öztürk resmen Fenerbahçe forması giyecek böylelikle. Fenerbahçe'nin bu transfer dönemine en hızlı giriş yapan takım olduğunu söylemiştik. Yabancı transfer konusunda şu an Emenike dışında bir durgunluk söz konusu ama, yerli transfer konusunda şu an Türkiye şartlarında alınabilmesi mümkün olan oyuncuları transfer etti Fenerbahçe. Bundan önce Serdar Kesimal, Orhan Şam gibi kadroya katılmıştı ve defansta, taraftarın arzu ettiği, bol alternatifli kadro oluşturulmuştu bir bakıma.
Eh, savunmanın yanında bir de ileriye adam almak gerekiyordu ve nitekim o da alındı. Fenerbahçe'nin yıllardır en iyi işleyen bölgesi olan, yani Alex'in oynadığı bölgeye takviye yapılması gerekiyordu mutlaka. Hani klişe olacak belki ama lig gerçekten uzun bir maraton ve bunun üzerine bu sezon Şampiyonlar Ligi'de eklenince Alex'in bir alternatifi mutlaka olmak zorundaydı.
Sezer Öztürk, şu son iki senedir Fenerbahçe'ye en çok gelmesini istediğim oyunculardan birisiydi kesinlikle. Aynı şekilde Serdar Kesimal'ın da transfer edilmesini de çok istiyordum ve o transfer de gerçekleşti neyse ki. Yalnız bu transfer için şöyle bir şüphe var benim içimde. Sezer Öztürk'ü Alex'in alternatifi olarak görüyoruz ama bugüne kadar 'Alex'in alternatifi' olarak gördüğümüz oyuncuların neredeyse çoğu eninde sonunda bir şekilde harcandı. Sezer Öztürk için bir diğer dezavantaj ise, bugüne kadar hiçbir büyük takımda forma giymemiş olması belli sıkıntılara yol açabilir. Umarım bu transferin sonu da hüsran ile sonuçlanmaz. Ama her ne olursa olsun, iyi bir transfere imza attı Fenerbahçe. Neyse, hayırlı olsun diyelim son olarak.
Eh, savunmanın yanında bir de ileriye adam almak gerekiyordu ve nitekim o da alındı. Fenerbahçe'nin yıllardır en iyi işleyen bölgesi olan, yani Alex'in oynadığı bölgeye takviye yapılması gerekiyordu mutlaka. Hani klişe olacak belki ama lig gerçekten uzun bir maraton ve bunun üzerine bu sezon Şampiyonlar Ligi'de eklenince Alex'in bir alternatifi mutlaka olmak zorundaydı.
Sezer Öztürk, şu son iki senedir Fenerbahçe'ye en çok gelmesini istediğim oyunculardan birisiydi kesinlikle. Aynı şekilde Serdar Kesimal'ın da transfer edilmesini de çok istiyordum ve o transfer de gerçekleşti neyse ki. Yalnız bu transfer için şöyle bir şüphe var benim içimde. Sezer Öztürk'ü Alex'in alternatifi olarak görüyoruz ama bugüne kadar 'Alex'in alternatifi' olarak gördüğümüz oyuncuların neredeyse çoğu eninde sonunda bir şekilde harcandı. Sezer Öztürk için bir diğer dezavantaj ise, bugüne kadar hiçbir büyük takımda forma giymemiş olması belli sıkıntılara yol açabilir. Umarım bu transferin sonu da hüsran ile sonuçlanmaz. Ama her ne olursa olsun, iyi bir transfere imza attı Fenerbahçe. Neyse, hayırlı olsun diyelim son olarak.
19 Haziran 2011
Bir Kare #2
Malum sezon bittiği için yazacak pek fazla konu bulamıyoruz ve daha çok video, fotoğraf gibi şeyler paylaşmak durumunda kalıyoruz buraya. Kadınlar Dünya Kupasına sayılı günler kala, Almanya antrenmanından bir kare. Silvia Neid ile Birgit Prinz aynı karede.
18 Haziran 2011
Gökmen Özdenak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



